f. nietzsche'nin "böyle buyurdu zerdüşt" isimli kitabından bir bölüm:

Yalnızlığına kaç, dostum! seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş, küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum.

seninle nasıl susulacağını pekiyi bilir orman ve kaya. o sevdiğin ağaca benze yine sen, o geniş dallıya: sessiz ve dinlercesine sarkar o, denizin üstüne.

yalnızlığın bittiği yerde, pazar yeri başlar; pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü ve ağılı sineklerin vızıltısı başlar.

dünyada en iyi şeyler dahi, göstereni olmazsa, değersizdirler: bu göstericilere "büyük adam "der halk.

halk pek anlamaz büyükten, yani: yaratıcılıktan. ama büyük şeylerin bütün göstericilerinden ve oyuncularından hoşlanır.

gösterişli soytarılarla doludur pazar yeri, - ve halk övünür büyük adamları ile! bunlar onlara göre, anın efendileridirler.

ağır duyuşludur bütün derin kaynaklar; derinliklerine düşenin ne olduğunu anlamak için uzun süre beklemeleri gerekir.

yalnızlığına kaç dostum; görüyorum ki her yerini ağılı sinekler sokmuş. sert ve sağlam bir havanın estiği yere kaç!

yalnızlığına kaç! sen küçük ve acınacak kişilere pek yakın yaşadın. onların göze görünmez öçlerinden kaç! onlar sana karşı öçten başka bir şey değildirler.

artık el kaldırma onlara! sayısızdır onlar, hem senin yazgın sinek kovmak değil ki.

sayısızdır küçük ve acınacak kişiler, nice mağrur yapıların yıkımı olmuştur yağmur damlaları ve yabanıl otlar.

sen taş değilsin, ama sayısız damlalar seni şimdiden oymuşlar. sayısız damlalardan yarılıp parçalanacaksın daha.

görüyorum ki ağılı sinekler bitirmiş seni; görüyorum ki kan akıyor deşilmiş bin bir yerinden ve gururun kızmak dahi istemiyor.

senden kan isterler tam bir suçsuzluk içinde; kansız canları kana susamıştır ve sokarlar bundan ötürü, tam bir suçsuzluk içinde.

ama sen, ey derin kişi, küçük yaraların acısını dahi pek derin duyarsın ve daha iyileşmeden, aynı ağılı kurt elinin üstünde yürümektedir.

bu pisboğazları öldüremeyecek kadar gururlusun sen. ama sakın, onların bütün ağılı haksızlıklarına katlanmak senin alınyazın olmasın!

sen yumuşak ve doğru olduğun için, dersin ki: "suçsuzdur onlar küçük varlıkları içinde." fakat onların dar gönülleri düşünür: "suçludur bütün büyük varlıklar."

seni erdemlerin yüzünden cezalandırırlar. yürekten bağışladıkları ancak, yanlışlarındır.

sen onlara yumuşak davranırken dahi, kendilerini hor gördüğünü sanırlar ve senin iyiliğini gizli kötülüklerle öderler.

senin önünde kendilerini küçük bulurlar ve alçaklıkları sana karşı bir görünmez öç içinde parıl parıl yanar.

görmedin mi, sen yanlarına varınca sık sık nasıl sustuklarını ve güçlerinin, sönen bir ateşin dumanı gibi, onlardan nasıl ayrıldığını?

evet dostum. komşularının tedirgin vicdanısın sen; çünkü onlar senin dengin değildirler. bunun için senden nefret ederler ve kanını emmeye can atarlar.

senin komşuların hep ağılı sinekler olacaktır; sende büyük olan, -işte bu, onları daha bir ağılı, daha bir sineksi kılacaktır.

yalnızlığına kaç dostum ve oraya, sert ve sağlam bir havanın estiği yere. senin yazgın sinek kovmak değildir.