...Din,geleneklere ve onların esaretine girmeye karşı savaş açma amacıyla gelmiştir. Çünkü din,tüm ilke ve kurallarında, tutarlı akıl ve mantık temeli üzerine kurukuyken;gelenekler,yalnızca örnek alma ve izleme güdüsü üzerine kuruludurlar.Yani bu güdüde,özgür düşünce ve inceleme unsurunun hiç bir etkisi bulunmamaktır. Çünkü "gelenekler/tekalid" kelimesi sosyologların birleştikleri tanımlamaya göre şu managa tekabül eder:"Dedelerden,babalara miras kalan adetler topluluğudur.Herhangi bir bölgede ya da herhangi bir toplumda sadece ama sadece bağlılık etkisiyle gerçekleşen adetlerdir..."
...İslâm'ın barındırdığı 'ibadetler,ahkâm ahlâkî esaslar' için "İslâmî gelenekler" tabirini kullananların içine düştükleri hatanın tehlikeli boyutlarınıda anlamış olursun.
Çünkü bu haksızca tanımlama ve tanıtma zihinleri şöyle bir yanlışlığa sevkeder:
İslâmî davranış ve ahlâkın kıymeti,içinde beşer saadet sırrının gizlendiği bir ilke olması nedeniyle değil,babalardan ve dedelerden miras olarak kalan eski adetler olması nedeniyledir.
Şüphesiz ki bu hatalı yönlendirmenin sonucu şu olur:Her şeyin gelişmiş,ilerlemiş ve yeni olduğu bir asırda insanların çoğu bu eski mirasa şüphe ile yaklaşacaktır.
...
Oysa gerçek şu ki,İslâm'da gelenek yoktur.
Resulullah'ın [s] yürüttüğü davetin ilk adımlarında daha önceden görmüştük ki,İslâm, aklı geleneklerin pençesinden kurtarmak için gelen dinin ta kendisidir.
Gelenekler,insandaki öykünme ve benzeme güdüsüyle halkın kendiliğinden kapıldıkları pskkolojik akımlardır.İlkeler ise bunun aksine zamana uymaz,zamanı değiştirir." !