215 syf.
Sanırım bu adama hep hayran kalıcam:d

1K OKURLARI evet siz, eğer bu zamana kadar hiç hakan günday kitabı okumadıysanız ve kendi kendinize "lan, millet niye bu kadar seviyor, bu yazarın kitaplarını?" diye soruyorsanız, sizin bu sorunuzu layıkıyla cevaplayacak olan kitap. zaten bu kitaptan sonra yazarın diğer kitaplarını teker teker almaya başladığınızı göreceksiniz. ve öyle bir gün gelecek ki, kendinize "hadi olum yavvv, kaç ay oldu, yaz bir kitap" derken bulacaksınız. daha daha sonra tam siz başka bir yazarın sürükleyici bir kitabını okurken, hakan günday'ın yeni kitabının çıktığını duyacaksınız ve hemen gidip bu yeni kitabı alıp, hali hazırda okuduğunuz o sürükleyici kitabı kenara koyup, hakan günday'ın yeni kitabını okumaya başlayacaksınız.

hakan günday "azil"de içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen eleştirisini, modern insanın “hiç”leşme sorunsalını, gerçek, hayal, kâbus arasındaki geçişler ile zaman ve mekân geçişlerini, yer yer sertleşen ifadelerle öyle ustalıkla aktarıyor ki, okuyucuyu adeta tokatlıyor.

Yazdıklarıyla uçları zorlayan yazarımız hakan günday her ne kadar yeraltı edebiyatı yapmadığını söylese de, insanı rahatsız ve tedirgin edici, hem sisteme karşı olan hem de sistemle iç içe geçen karakterlerine ustalıkla can veriyor.Teknoloji, insanların davranışını, ahlakını, sosyoekonomik ilişkilerini, asla geri dönülmeyecek bir biçimde değiştiriyor.
söz konusu değişim, insanlığın amacından sapmasına ve doğadışı, adsız bir türün yeşermesine neden oluyor.
insanlığın bin çabayla iki bin yılda yarattığı asgari ahlak, elli yılda televizyon tarafından çiğneniyor.
ve on yıldır da internet tarafından yutuluyor.Bireyin yalnızlığı, toplum dışına çıkmasıyla sonuçlanıyor.
toplum dışına itilen (ya da bunu kendi tercih eden) birey, kendi doğrularını yaratıp onlarla yaşamaya başlıyor.
zamanla toplum ile birey arasında genişleyen ahlak farkı, ikisinin de hastalanmasının temel nedeni oluveriyor.
Bu kitapla adeta, "tek işim edebiyat değil, felsefenin de kralını yapıyorum" diyor. ve öyle bir yapıyor,kitabi okurken her satırın altını çizip yazarımıza hayran kalıyorsunuz. bir de, sürekli asil'i düşünüyor insan kitap bittikten sonra. "asil yaşayan adil ölmez". vay anasını. adam ne kurgu yapmış diyorsunuz

---spoiler---
"tanrının tanrısı yok. biz ona inanıyoruz, ama o hiçbir şeye inanmıyor. belki de tek gerçek tanrısız, tanrının kendisi. tanrısızlık tanrıya mahsus. bu yüzden, kurallarda adalet ve asalet arama! çünkü tanrı ne asil ne de adil olmak zorunda! benim gibi!"

"düşünceler mükemmel, ancak davranışlar kusurludur... bir insanı sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla anlatılamayacak kadar mükemmeldir... hiçbir davranış, düşüncenin gerçek tercümesi değildir."

"herkesin kayıp kıtasını keşfettiği bir an vardır."

"ilişkilerin zaman içinde sıcaklığını yitirmesi doğaldır. geçmişe özlem duymak, sadece zaman kaybıdır."

"sen beni mektup yazacak kadar sevmedin."

"güneşin söndüğünü sekiz dakika sonra anlarsın. o sekiz dakika boyunca hayatın sonsuza kadar süreceğini sanırsın. doğa yalan söyler sana. annem de sevildiğini sandı. yıllarca."

"hiç kimse göründüğü gibi olmasa da, herkes göründüğü gibi olmaya çalışıyordu. rahat gibi görünüyorsan rahat olmaya çalışıyorsundur. görüntün, hayalindir."

"kansız acının en acımasız tarafı, bitmesinin beklendiği bir kan dökülme anının olmayışıydı. kansız acının en acımasız tarafı, ne zaman biteceğinin bilinememesiydi."

"- asil yaşayan kimdir?
+ asil yaşayan bir delidir. anımsamadığı için geçmişi, önemsemediği için geleceği yoktur."

ilk cümleler de şöyle bu arada,

"bu cümle, yazmayı öğrendiğimin kanıtıdır. bu cümleyse, okumaya devam ettiğinin kanıtı. birlikte iki kanıtı olan bir suç işleyeceğiz. bir hayata son vereceğiz..."

Zaten ne diyorduk asil yaşayan adil ölmez.

İyi okumalar :D