·460 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Ocak 2016 11:05 1975 Lübnan iç savaşı sonrası dağılan arkadaşlıklar ve 2001 yılında içlerinden birinin ölümü sonrası farklı ülkelerden eve dönüş yoluna çıkanların hikâyesi.
Kitap, başkarakter Adam’ın Fransa’dan ülkesine dönüşünden büyük buluşmaya kadar ki 16 günlük süreyi, geçmiş-dün-bugün arasında hesaplaşmaları, ertelenmişlikleri, pişmanlıkları, keşkeleri anlatıyor. Kitap boyunca olması beklenen buluşmanın anlatımını öyle hayal ettim ki, öyle heveslendiriyor ki yazar, gözümde buluşma sahneleri canlandırdım ama ne yazık ki beklediğim gibi hasretin son bulduğu bir son olmadı. Acaba beklediklerini bulacaklar mı sorusu cevapsız kaldı. Son oldukça sönük kalmış. Oysa Adam’ın heyecanla arkadaşlarını bir araya toplamak için uğraşlarının neticesi okurun hak ettiği bir son olmalıydı. Aslında hiçbir kitap bu yorumumu hak etmez, yazar okurun beklentisini tabii ki karşılamak zorunda değil ama bu kitapta bunu çok şiddetle istedim. Galiba romanlarda bile Doğu’nun kaderi hep aynı, sanırım Doğu mutlu sonu hak etmiyor.
Kitapta hoşuma giden iki nokta var: Birincisi hepsi farklı dinlerin mensupları olan karakterlerin inanç çatışmaları neredeyse hiç yok. Bir zamanlar Doğu her dinden insanın bir arada mutlu yaşadığı bir yerdi düşüncesi oldukça güzel anlatılmış. İkincisiyse sanırım ülkesinden kaçan herkesin başka ülkelerde refah seviyesine, saygın noktalara ulaştığını görmek. Sanırım bunda da Maalouf’un Lübnan’dan Fransa’ya gitmiş ve başarılı olmuş olması yatıyor. Tabi yazarın bu durumu daha da gerçekçileştiriyor olayları.
Yazar diğer kitaplarında da olduğu gibi sizi yoğun bir tarih konusu içine çekmiyor hatta uzunca bir süre dönemin, yerin neresi olduğunu anlayamıyorsunuz, başka kaynakları araştırırsanız hikâye tam oturuyor zihninizde.
İnsan savaş halinde ülkesini terk etse, gitse mi uzaklara pişman olur yoksa kalsa mı, burada belirsizlik hâkim ve karar okura kalmış.
Geriye dönüp baktığınızda görmek istediğiniz orada en son bıraktığınız insanlar, onlarla biriktirilen anılar. Anılar gerçekten sizi siz yapan, dünü var eden. Yoksa yaşanmışlığın, geçmişin izlerinin olmadığı ev neye yarar ki! Sizi çağıran ev değil, yuva.
Siz, Maalouf’un gözüyle doğudan uzakta “Doğu’dan Uzakta”yı okuyun.