Öncelikle hayatımda okuduğum en güzel roman Monte Cristo Kontu'dur dersem abartmış olmam. Başından sonuna bir okuyuşta biten, bittikten sonra tadı damakta kaldığı için uzun bir süre boyunca yeni bir kitaba başlayamamama sebep olan, okumamın üzerinden aylar geçtiği halde hala daha ondan bahsederken anlattıkça anlatasım gelen mükemmel bir romandı Monte Cristo Kontu. Karakter gelişiminin bu denli ince ve özenli işlendiği çok az kitap var gerçekten de. Edmund Dantes neyi neden düşünüyor, neyi neden yapıyor, neyi neden istiyor, hepsi onun yaşadığı olaylarla okuyucuya bire bir aktarılıyor. Kendinizi tamamen onun yerine koyduğunuz bir roman bu, isteseniz de, istemeseniz de. Doğru - yanlış bütün kararları sanki veren sizmişsiniz gibi doğrudan size hitap ediyor kitap, Edmund'dan daha farklı düşünemiyorsunuz, keşke şöyle yapsaydı diyemiyorsunuz. Üstüne intikamını öyle tatlı alıyor, öyle ince çalışıyor ki isteseniz de ondan nefret edemiyorsunuz. Söylediğimi yineleyeceğim, karakter gelişimi muazzam. Kitabın sonundan spoiler vermeyeceğim ama gerçekten de kendi çocuğunuz, hatta kendiniz gibi gördüğünüz Edmund'ın en sondaki gelişimi sizi derinden etkiliyor. Bende daha önce böylesine etki yaratmış çok az kitap oldu. Bir kitabın evrenini sevmek başka bir şey, karakterlerini sevmek başka bir şey. Bir kitabın hem evreni, hem de karakterleri zekice tasarlanıp ince ince kitaba işlendiğindeyse işte o kitap zamansız bir dünya klasiği oluyor. Monte Cristo Kontu kesinlikle okumanız gereken, size %100 keyif alacağınızı garanti edebileceğim bir kitap. 10/10, hatta 11/10.