N.
N. En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın'ı inceledi.
232 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Kimse ağırlanmadığı sofranın toku değildir!

Bir kitap ki okuyucuyu satırlarıyla doyuruyor, bir kitap ki anlatımıyla büyülüyor. Kaynananız sizi seviyormuş, buyrun oturun. Yemekler geliyor, yemekler gidiyor. Çorbadan kahveye yemeğin hiçbir basamağını atlanmadan, hepsinin lezzeti fevkalade olan yemeklerle ağırlıyor kitap bizi.

Biz yani okuyucuya da kitapta, pardon sofrada yer ayrılmış. Hem de baş köşe. Oturduğumuz köşeden kulak kesiliyoruz. Masada konuşulanlara değil ama. Masanın etrafındaki insanların iç sesine ve eşyaların dilsizliğine bile. Masanın örtüsünün dahi anlatacak hikayesi var; bu kırmızı lekenin anısı ne der diye. Tüm olaylar, tüm yaşananlar buz dağının görünen kısmında, biz ise görünenin ardında, buz dağının altındaki ile başbaşayız.

Karakterlerimizin, aynı sofrayı paylaştığımız insanlara da böyle demek ayıp oluyor gerçi. Yemektaşlarımızın, sofradaşlarımızın demek daha yerinde olur zannımca. Hepsinin ne çok anlatacağı var ama hepsi susuyor. Hepimiz susuyoruz. Hangimiz içimizde konuştuğumuz kadar dışımıza susmuyoruz ki? Hangimiz bir diğerimizin içindeki sese türlü türlü konuşmalar uydurmuyoruz ki? Peki iç seslerimizin de ses tonu var mıdır? Durmayın, buyrun lütfen, yemekler soğuyor, hep birlikte susalım. Afiyet olsun!