·496 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ocak 2020 22:59 Grizu 4 Höreleniş
Muzaffer Orucoglu
Muzaffer Oruçoğlu, 1.cildinde, kömürün ilk bulunduğu yıllardaki Zonguldak’tan başlamıştı anlatmaya. 4.cildine gelindiğinde takvimler 1940 yıllarını gösteriyor (4.Cilt ağırlıklı olarak İkinci Dünya Savaşı yıllarını kapsıyor .Yazar cilde “ikinci mükellefiyet” adını vermiştir. Bu dönemde Fransız işletmeciler ülkeyi terk etmiş ve artık yerli işletmeciler eliyle düzen sürdürülmektedir. Değişen ne olmuştur diye soruyor insan kendi kendine. Yazar bu sorunun yanıtını kitabının bir köşesinde, Ereğli İşletmeleri Genel Müdürü’ne yönelik konuşan Ümran Nafiz beyin ağzından şöyle aktarıyor:
“Amele için yapılan yatakhaneler, hamamlar, yemekhaneler, dinlenme tesisleri her türlü takdirin üzerindedir efendim. Bununla beraber, kömür havzasında amele hukukuna dair yaptığım incelemeler neticesinde, bazı can alıcı hakikatlerin şuuruna da ne yazık ki varmış bulunmaktayım. Şöyle ki efendim, yerüstünde kurulan medeniyletle, yeraltındaki iptidai çalışma şartları arasında çok bariz bir tenakuz ‘(çelişki) var. Tabi buna bağlı olarak, memur maaşlarıyla, fellah sadakasını andıran amele yevmiyesi arasında da bariz bir tenakuz, daha doğrusu bir uçurum var. Sizin gibi genç ve inançlı bir cumhuriyet mensubunun, istihsalin hızı ve selameti açısından bu tenakuzları ortadan kaldıracağına inanıyorum. ” (s.135)
Koşulların kötülüğünü, havzada yaşanan çarpıklıkların en önemli göstergesi de, iş kazalarıdır. Yaşamını yitiren emekçiler ve geride kalanların çilesi o kadar büyüktür ki yine de bir yanda ölmüş arkadaşları olmasına rağmen onlar çalışmaya mecbur bırakılırlar. Firar ederlerse eğer madenden o işçinin çoluk çocuğu,eşi esir alınır ta ki yakalanana veya teslim olana kadar.Bu romanı mutlaka okumalı ve hem kömürün insanın acısıyla örülmüş tarihini ve hem de enerji gereksinmemizin “Zonguldak insanı”na yüklediği zorluklara tanıklık etmelisiniz. Madencilerin çilesi 4 ciltlik grizu kitabında olabildiğince anlatılmış. Sorunların halen devam ettiği gerçeği ise daha nice bu kitapların çıkacağının göstergesidir.Türkiye’de kömür madenleri odağında işçi sınıfının gelişimini her bir ciltte ayrı bir tarihsel döneme odaklanarak ele alıyor. 1940'lı yıllarda son bulan kitap işçilerin ankaraya ankaraya çığlıkları ile noktalanıyor.
Hurşit,cuma,cemal,abbas,nafiye,zehra ve daha nice karakteri ile benim gözümde sınıfımızın,ülkemizin işçiyi anlatan,yazan en iyi eserlerindendir.9. Abdullah Baştürk Roman Ödülü’ne layık görülen Grizu, edebiyatımızın yüz aklarından biri olarak beliriyor. Her dönemde işçi sınıfına reva görülen uygulamaları ve işçi sınıfının verdiği/vereceği cevabı da hatırlatarak veriyor.
Okunası,kitaplıklarda olması gereken bu eseri tüm sınıf dostlarıma ve edebiyat severlere canı gönülden öneriyorum.
Okumak özgürleştirir şiarı ile
Dostlukla kalın..
Gürbüz DENİZ