Claude’un kafasında o kadar ciddi bir spazm vardı ki kafasını sol omzuna yapışık tutuyordu. Rahatsızlığı hareketlerini o kadar etkiliyordu ki emeklemesini engelliyordu. Annesi ile herhangi bir fiziksel temastan aşırı rahatsız oluyordu ve annesinde bu durumdan en az çocuğunun fiziksel özründen duyduğu rahatsızlık kadar rahatsızdı. Dikkatli incelemelerden sonra annesi Claude’a sekiz aylık hamileyken bir amniyosentez yapıldığı ve sıvı alımı sırasında iğnenin bebeğin boynunun soluna battığı ortaya çıktı. Bu bilgi çocuğun vücudunun o kısmına karşı neden bu kadar güvensiz davrandığını açıklıyordu. ️Okuduğum bu kısım beni gerçekten çok etkiledi. Hamilelikte çocuk hiçbir şeyden anlamıyor zannedilir fakat aslında her şeyden haberdardır. Duyuyor, hissediyor ve tepki veriyor. Bütün yaşanan sıkıntılar çocuk doğduktan sonra nüksediyor. Şöyle ki; stresli bir hamilelik geçiriyorsanız, bebeğiniz de stresli oluyor. Çok ağladıysanız eğer bebeğiniz de dünyaya geldikten sonra çok ağlayan bir bebek oluyor. Bu yüzden çok dikkat etmek gerekmez mi?
️Bilimsel olduğu için biraz yordu kitap ama yine de okumaya değerdi
Ebeveynler, doktorlar, eğitimciler ve hepimiz için başlıca öncelik sağlıklı bir çocuğun yetiştirilmesi olmalıdır. Hepimizin umutları ve dirayeti o çocuğa dayanmaktadır, o bizim geleceğimizdir ve eğer bu geleceğin geçmişimizi sıklıkla bulandıran gereksiz kargaşa ve acılardan arınmış olmasını istiyorsak, çocuklarımıza bir insanın davranılmayı hak ettiği gibi sevgi ve saygı ile yaklaşmalıyız.