196 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Ne yazmalı bu kitap hakkında, tam kitabı yeni bitirmişken ve Beethoven'ın Tolstoy'u da derinden etkileyen "Kreutzer Sonat" ı çalarken arka planda? Aslında çoğu incelemede,tanıtım yazılarında gecen tek bir kelime var her şeyi özetleyebilecek "provokatif". Tolstoy'un çıkar çıkmaz sansüre uğrayan, pek çok eleştiriye maruz kalan yani ortalığı oldukça karıştıran kitabı Kreutzer Sonat.Uzun süredir de kitaplığımda okunmayı bekliyordu ta ki her işini hayranlıkla seyrettiğim Kayhan Berkin'in Versus bünyesinde tek kişilik bir uyarlamasını sahneye koyduğunu duyana dek.Hemen biletimi aldıktan sonra kitabı da okuma listemin en üstüne çıkardım.
Kitap hakkında genel yorumlama yapmadan önce değinmek istediğim birkaç nokta var. Sadece Doris Lessing'in önsözünü içermesi sebebiyle bile kitabın İletişim Yayınevi baskısından okunması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü genel olarak bir Tolstoy meraklısı değilseniz ve hayatı hakkında pek okuma yapmadıysanız bu önsöz kitaba bakış açınızı baya etkileyecek ve yazarın hayatının kitapla sıkı bağını çok rahat fark edeceksiniz.Sanatçı Tolstoy ile özellikle hayatının son dönemlerinde aşırı uç fikirlere derinden bağlanan ama bu fikirleri hayatına uygulayamadığı için büyük bir içsel savaş yaşayan vaiz Tolstoy'un kitap boyunca nasıl karşı karşıya geldiklerini fark edeceksiniz.
Kreutzer Sonat şüphesiz Tolstoy'un en farklı kitabı.Tolstoy'un Sonya ile evliliği hakkında bir şeyler okuduysanız kitapta anlatılan çiftin de Tolstoy çifti olduğunu düşünmemeniz mümkün değil.Hiçbir şey paylaşılmayan evlilikleri,art arda doğan çocuklar, muhtemelen Tolstoy'un kendini bu evlilikte yetersiz hissetmesi ve tüm bunların doğurduğu gerilim ve çaresizlik adeta Tolstoy'u kadın düşmanı birisi haline getirmiş bence. Karısına ve özellikle kendisine duyduğu nefreti sanatçı kişiliğinin gücüyle süsleyip etkileyici bir kitap ortaya çıkarmış diye düşünmekten kendimi alamadım.Tolstoy'un yaşarken de pek çok müridi olduğu söyleniyor ki hiç şaşırmadım. Anlatım gücü o kadar yüksek ki en hafif tabiriyle "korkunç" denebilecek fikirlerini bir ideoloji olarak sunmayı başarmış.
Bir kadın olarak kitabı okurken ise oldukça zorlandım.Çoğu yerde çok öfkelendim. Karısını bir birey olarak görmeyişine, mülkiyetine geçmek gibi hatta daha kötü tabirlerin sık sık kullanılışına,tüm günahların kadınlara yüklenişine, erkeğe yüklenen günahların da yine kadına duydukları zaafla temellendirilişine ve dünyadaki sorunların tek sebebi kadın ve erkeğin tensel birlilteliğiymiş gibi saçma bir inancın anlatılmasına. Fakat kitabı edebi açıdan beğenmemek elde değil,tek solukta okunabilecek kadar da iyi bir dili var.
Kitaptaki iki kısmı ise özellikle çok beğendim.İlki evliliklerinin daha dört ya da beşinci gününde karısı ile paylaşacak hiçbir şeyleri olmadığını fark ettikleri ve birbirlerine nefretle bakmaya başladıkları bölüm ve Pozdnişev'in hakimlerin bile karısını " onurunu temizlemek için!" öldürdüğünü söylemelerine rağmen hayır onu ondan nefret ettiğim için öldürdüm dediği kısım.Yıllarca içinde biriktirdiği öfkeyi kusabilmek için bahanelerin arkasına sığındığının o da farkında aslında.
Okunmalı mı kesinlikli okunmalı.Fakat sorgulama yeteneğimizi kullanarak kendi değerlerimizi ve bakış açımızı oluşturabilme kabiliyetimizi kaybetmeden, tıpkı tüm kitapları okurken olması gerektiği gibi.