Gönderi

Puan vermedi·184 syf.··
2020 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2020 20:43
Salman Rushdie bir kitap yazar. Kitabın ismi "Şeytan Ayetleri"dir. Bu romanın konusu şudur: Şeytan, en nihayetinde bir insan olan Peygambere sahte ayetler getirip onu kandırır ve Kur'an'daki bazı ayetler, bu şekilde şeytan tarafından yazılmıştır. Humeyni, 15 Şubat 1989 tarihinde Salman Rushdie’yi “Şeytan Ayetleri” romanından ötürü kafirlikle suçlayan bir fetva vermiş, kitabın yazarının ve yayımlanmasına yardımcı olan herkesin öldürülmesi gerektiğini söylemişti. Ölüm fetvasının üzerine, kitabı Japoncaya çeviren Hitoşi İgaraşi ofisinde bıçaklanarak öldürüldü. İtalyancaya çeviren Ettore Capriolo Milan’daki evinde bıçaklanır, ancak hayatta kalmayı başarır. Kitabın Norveç’teki yayıncısı ise Oslo’daki evinin önünde sırtından vurularak öldürüldü. Kitabı Türkçeye çeviren ve bir kısmının Aydınlık gazetesinde tefrika halinde yayımlanmasını sağlayan Aziz Nesin de ölüm tehditleri almıştı. Ama Öldürül-e-memişti. Şimdi gelelim bu Şeytan Ayetleri olduğu rivayet edilen ayetlere. Bu olay gerçek mi? Hacc Suresi 52. Ayet; "Senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah, şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah, âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Diyanet İşleri Çevirisi) Hacc suresi 52. ayette, her peygamberin okuduğu şeye, şeytanın bir şeyler kattığı ama Allah’ın, Şeytanın kattığını hükümsüz bıraktığı ve kendi ayetlerini geçerli kıldığı, anlatılır. Görüldüğü gibi anlatım, Şeytan Ayetleri diye bilinen ayetlerin, Kuran’a sokulup sonra çıkarıldığı, sokanın Şeytan, çıkaranın da Cebrail aracılığı ile Allah olduğu yolundaki ifadelere uygundur. İsra suresinin 73. ve 75. ayetleri: Bu ayetlerin anlamları şöyledir: "Ey Muhammed! Seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırıp daha başkasını ileri sürerek bize iftira etmeye sürüklüyorlardı nerdeyse. O zaman seni dost bulacaklardı. Eğer seni pekiştirmiş olmasaydık, andolsun ki, onlara eğilim gösteriyordun, az kalsın. O zaman sana, yaşamı da , ölümü de kat kat azab biçiminde tattırırdık. Sonra da bize karşı bir yardımcı bulamazdın." İşte bu rivayetin gerçek olduğunu belirttenlere göre olaylar zinciri bu şekildedir. Ayetler açıkça gösterir ki şeytan en nihayetinde bir insan olan peygambere dahi vesveseler vermiştir. Bu konuyu daha nitelikli öğrenmek için Hadislere de bakmamız gerekiyor. Nitekim Hadisler İslam Teolojisinin olmazsa olmazıdır. “Peygamber Mekke’de Necm suresini okurken secde etti ve onunla birlikte, aldığı toprağı alnına götüren yaşlı birinin dışında Müslüman ve Pagan herkes secde etti.” (kaynak: Buhari -Hadis no:555- Tirmizi) Düşünün Paganlar Müslümanlarla birlikte secde ediyor. Sizce de bir tuhaflık yok mu? Peki Neden? Yani Paygamberin can düşmanı olan paganlarla Müslümanlar nasıl bir araya geldi? Bir başka Hadiste de bunu anlıyoruz. “Peygamber Mekke’de iken Necm suresini okuyordu, Lat’ı, Uzza’yı ve bir öteki, üçüncü (put) olan Menat’ı gördünüz mü ?” diyen yere gelince şeytan, Peygamberi etkisi altına alarak; “işte bunlar, yüce turnalardır. şefaatleri de elbette ki umulur” sözünü söyletir. Bunun üzerine Paganlar: “Muhammed daha önce değil, bugün Tanrıçalarımızı iyi sözlerle andı!” derler. Yine bunun üzerine peygamber secde etti ve onlar da secde ettiler. işte bu nedenle de Allah şu ayeti indirdi: “(Ey Muhammed!) senden önce hiçbir peygamber yoktur ki, Şeytan onun okudukları arasına, bir şeyler katıp bırakmasın. Allah, Şeytan’ın bıraktığını bozar, kendi ayetlerini güçlendirir. Allah bilendir, hikmetlidir.” (Hacc suresi, ayet:52). kaynak: Süyuti, İbn Hacer) Paganların, Peygamberle birlikte secde etmelerinin nedeni: ”Peygamberin üç putu öven sözlerle anması ve bunu, ayet olarak okumasıdır.” bu sözlerin oluşturduğu ayetler, Allahın Ayetleri değil “Şeytanın Ayetleri”dir. Bu ayetler sonradan sureden çıkarılmıştır. Çağdaş âlimlerden Ferîd Vecdî ise Resûl-i Ekrem’in vahyi ruhanî bir varlık olan melek vasıtasıyla aldığını, aynı şekilde ruhanî bir varlık olduğundan şeytanın vesvesesini vahiyle karıştırabileceğini ve hemen arkasından bunun Allah tarafından ortadan kaldırılacağını söyleyerek garânîk hadisesini mümkün görmüştür (İsmail Fenni, İzâle-i Şükûk, s. 45-46) Muhammed Hamîdullah da müfessirlerin garânîk hadisesini, genellikle garânîk cümlelerini Hz. Peygamber’in söylemediği ve şeytanın araya girip sadece müşrikler tarafından duyulabilecek şekilde bunları okuduğu tarzında yorumladıklarını belirterek bunun meseleyi çözmekte yetersiz kaldığını ileri sürmüştür. Bu ayetlere farklı bir bakış açısı da mevcuttur. Bu bakış açısına göre rivayetlerin tamamı doğrudur. Ancak bu durum Allah'ın kitabı olan Kur'an için negatif bir durum değil aksine pozitif bir durumdur. Çünkü şeytanın getirmiş olduğu sahte ayetlere Allah Cebrail vasıtasıyla müdahale etmiş ve Kur'an sağlam kılınmış ve elçisini teselli etmiştir.. Bu durum da Hicr Suresinin 9. ayeti olan "Şüphe yok ki, Kur'ân'ı biz indirdik ve şüphe yok ki, O'nu her türlü bozulmadan da biz koruyup muhafaza edeceğiz." ayeti ile paralellik göstermektedir. Ebû’l-A‘lâ el-Mevdûdî ise Garanik Hadisesinin müşriklerin bir uydurması olduğunu belirtir ve “Hz. Peygamberin Hayatı ve Tevhid Mücadelesi” isimli eserinde Garanik olayının gerçekte nasıl cereyan ettiğini şöyle özetler: “Bir gün Harem’de Kureyşliler toplantı halindeyken Efendimiz (s) oraya gidip kalabalığa Necm Sûresi’ni okumaya başladı. Allah’ın kelâmı öylesine etkiliydi ki, müşrikler can kulağıyla dinlediler, gürültü patırtı çıkarmayı bile unuttular. Surenin sonunda Hz. Peygamber (s) secde etti. Oradakiler de Kur’ân’ın etkisine kapılarak hemen secdeye kapandılar. Secde edenler arasında Hz. Peygamber’e ve İslâm’a muhalefette ön safta yer alan Kureyş’in en büyük kabile reisleri de vardı. Kur’ân’ın mucizevi üslûbundan etkilenen Kureyşliler bir anda secde etmişlerdi. Ama az sonra akılları başlarına gelmiş ve büyük bir hata işlediklerini fark edip kendilerini suçlamaya başlamışlardı. Bazı kişiler de onlara şöyle itiraz etmişlerdi: -‘Siz ne biçim insansınız, bize Kur’ân’ı dinlemeyi yasaklıyor ve Muhammed’e tabi olmamızı istemiyorsunuz, ama kendiniz ona secde ediyorsunuz!’ Bunun üzerine kabile reisleri kendilerini kurtarmak için bahaneler uydurdular ve dediler ki: -‘Muhammed, âyetleri okurken, “Bunlar yüce ilâhelerdir (ğaranikât) ve onların şefaati muhakkak beklenmelidir.” dediği için biz secde ettik.’ Genellikle çoğu müslümanlar ve İslam otoritesi daha çok bu açıklama üzerinde birleşirler. Olayın müşrikler tarafından bir uydurma olduğunu belirtirler. Bir Dipnot paylaşmam gerekirse; İslami Riteratürlerin çoğuna hakim olan Turan Dursun Şeytan Ayetleri konusunda tartışmak için kendisine bir muhattap aramış ama kimseyi bulamamıştı. Dursun her hafta köşesinde tüm İslam bilginlerine meydan okurdu. Yıllarca devam etti bu. “Ey İslam bilgini geçinen cahiller” derdi Dursun. “Ben sizin hepinizden daha fazla İslam bilginiyim. Tüm kitapları, tüm ayetleri, tüm hadisleri sizden kat kat iyi bilirim. Sadece bugünkü değil, bin beş yüz yıl önceki Arapça'yı da en iyi bilen insanlardanım. Gelin ve bana: yanlışsın, hatalısın, gerçekleri çarpıtıyorsun deyin. Biriniz çıksın ve bunu desin, işte buradayım. Hepinize bin kere hodri meydan. Var mısınız er meydana çıkıp beni tuş etmeye. Hadi çıkın karşıma” Ama onun karşısına çıkmak yerine bir sokak ortasında öldürmüşlerdi. Tarihsel bağlamda bu ayetleri Muhammed’in Kureyşli paganlarla bir uzlaşma taktiği olarak da kullandığı yönünde teoriler de bulunmaktadır. Salman Rushdie’nin “Şeytan Ayetleri” kitabının çıkış noktası, İslam dünyasının anımsamak istemediği bu olaylar zincirinden oluşmuştur.
Şeytan Ayetleri TartışmasıKolektif · Kaynak Yayınları · 199742 okunma
··
855 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Turan Dursun'a karşı bazı çalışmalar mevcut ama etki açısından duyulmamış malasef. Bir diğer açıdan da daha fazla çalışmanın olmamasının nedeni karşıda muhatap alınacak düzeyde bilgi aktarımı yapamayan manipülasyon düzeyde bilgi aktarımı yapan kişi olmasıdır. Yani kuru gürültede bir meydan okumanın sokak harici yerlerde etkisi olmaz. Ek olarak Turan Dursun ve kitaplarına dair @Bilmukavemat isimli müdakkik bir okurun gayet derin incelemeleri mevcut. Doğruya karşı objecktif safdaysanız okumanızı rica ederim.