320 syf.
·10/10
Vehbi Vakkasoğlu eğitimci bir yazardır. Kırk yıldır ismi âlemimdedir. Gün oldu çocuktum. Sohbeti olacaktı akşam Maraş’ta Tevfik abinin evinde. Gözlerimin içine baktı Polat abi. Anladım görev benimdi. O ev senin bu ev benim sohbetine çağırdım insanları. Akşamında Kadıköy Vapuru’nu Kaçıran Adam’ın hikâyesini dinledim. Gün oldu, Öğretmenin Not Defteri kitabını elimden düşürmedim. Açtım kitabı sınıfa geç gelen Osman’ın tüm hikâyesini okudum öğrencilerime gözyaşları eşliğinde. Gün oldu çalıştığım okula davet ettim. Sağolsun kırmadı, geldi. Öğleden önce öğretmenlere sevgi merkezli eğitimi anlattı. Öğleden sonra öğrencilere, akşam da velilere Çanakkale’yi. Gün oldu kitaplarını bastım. Evine gittim. Çayını içtim. Duasını aldım.

Kitabı bir öğretmen olarak, bir baba olarak okudum. Alacağımı aldım. Öğrendim. Şimdi bilgi olarak kafamda. Ama gönül imbiğimden geçip uygulama sahasına girebilecek mi, öğrendiklerim eyleme dönüşecek mi, onu zaman gösterecek. Bazı hatıraları okurken, gözlerimden yaşlar süzülmesi bir öğretmen olarak, bir baba olarak yaptıklarımın ya da yapmadıklarımın pişmanlıkları mıydı, belki…

Sevgi merkezli çocuk eğitiminde nelere dikkat etmemiz gerektiği anlatılmış bu kitapta. Vehbi Vakkasoğlu elli yıldır seminerlerde söylüyor, kitaplarda söylüyor, sohbetlerde, radyoda, televizyonda söylüyor. Bulduğu her imkânı bu maksatla değerlendiriyor. Eğitim hizmetlerinden emekli olmak imkânsızdır zira “Hocanın rahmetlisi olur, emeklisi olamaz” diyor. Bu sebeple, bütün yeryüzünü bir okul haline getirmeye çalışıyor. Nereye çağrılsa gidiyor. ”Gidemediğin yer ne kadar senin değilse, giremediğin gönül de o kadar senin değildir.” diyor. Nice gönüller var hâlâ kendisini bekleyen. Bu sebeple enerjisinin bitmemesini diliyorum Allah’tan. Gençleri çok seviyor, gençlerle gönül saflarını sık tutmanın, geleceğimizin garantisi olduğuna inanıyor.

İşte kitaptan öğrendiklerim
Her çocuk ayrı bir dünyadır. Çocuk yetiştirmek ise en kutsal, en büyük, en zor ve hayat boyu devam ettirilmesi gereken en önemli sanattır. Çocuğun kalbine girilmeden aklına hiç girilmez. Ne edersen et, ey sevgili anne baba, mutlaka çocuğun kalbine gir. Sevgisiz eğitim olmaz. Çocuğunu elinden değil, gönlünden tut.

Aile içerisinde sevgi görmeyen çocuk, sevgiyi bilmez, çevresiyle sağlıklı ilişki kuramaz. Çocuğunun sevgiyi öğrenebilmesi için önce eşini sev. Anne baba olarak ilişkilerinde sevgiyi saygıyı gözet. Her gün eşinle gireceğin üç dakikalık bir münakaşa bile, çocuğun tüm yaşamını alt üst eder. Çocuğuna verdiğin sevgi kaliteli olsun. Şartsız olsun. “Ders çalışırsan seni severim.” değil. Kıyas yok, “O öyleyken sen niye böylesin?” Saçma.

Çocuklar önce Allah'ın bir kuludur. Aynı zamanda Hazreti Peygamber’in bir ümmetidir. Ve de sana bir emanettir. Hem de senden, canından bir emanettir. Bunu hiç bir zaman unutma!

Söyleme yap. Çocuk dediğini değil, yaptığını yapar. Sen günde dört saat televizyon izlersen çocuk da bir o kadar odasında tabletiyle baş başa kalacaktır. Bilmiyorsun şimdi nerde, hangi âlemde, kiminle? Elinde sigara, ağzında “Evladım sigara içme!” Çok komiksin baba. Bil ki boşa kürek çekiyorsun, içme ki içmesin. Oku ki okusun. Yalan söyleme ki o da söylemesin.

Aile meclisin olsun. Her akşam on beş dakika ailede en küçükten en büyüğe bir araya gel. Sevdiklerinin gözünün içine bak. Çocuğa söz hakkı tanı. Dinle. Çocuk sende görsün dostluğu, senden öğrensin dinlemeyi. Problem nasıl çözülür, uygulamalı görsün. Pısırık olmasın. Hakkını savunsun. Hissetsin değerli olduğunu.

Öğrendiklerin eyleme geçmiyorsa cahilsin sen. “Eğitim, kafamıza aldığımız bilgilerin gönül imbiğinden, geçerek, yaşanılır hale gelmesi, eyleme dönüşmesidir.”

Eğitimin ilkokulu evdir. Evi kim eğitim yuvası haline getirebilir tabii ki önce sen anneciğim. Sonra babalar. Baba olarak sevgi yönünden çocuğunu ihmal etme.

Bu kitapta babaların kulağı annelerden biraz daha fazla çekilmiş. Öyle diyor yazarımız. İyi de etmiş. Babanın bıraktığı boşluk hiçbir şekilde doldurulamıyor çünkü. Allah kimseyi annesiz ve babasız bırakmasın. Çünkü annesiz aile ve eğitim olmaz. Babasız da eksik kalır.