464 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Naz’ın artık İstanbul’da kalmak için bir nedeni kalmamıştı. Hele o geceden sonra kalması sadece kendine zarardı ve Naz, artık doğru bildiklerini yapmak için gitmeliydi! Bu nedenle evinden çok uzağa Mardin’e gitmişti. Sevgisiz büyüyen bir kız olarak, en yakın arkadaşı Sümeyya ve birkaç arkadaşıyla sevgi açlığını gidermeye çalışmıştı. Ve Naz artık gerçek bir aşk istiyordu: Sümayya’nın dedesinden defalarca duyduğu gibi bir aşk! İstanbul’da istediği olmamıştı, belki Mardin de olabilirdi... Kim bilebilir?
Mardin’in ağası Demiralp'in tek istediği Çisem’i bulmaktı. Törelere karşı gelmiş, kuralları yıkmış, Mardin’in en güçlüsü olmuştu ama hala O’nu bulamıyordu! O da en yakın arkadaşı Turaç da Çisem dışında hiçbir şeyle ilgilenmiyorlardı. Taa ki Demiralp’in yolu, hastaneye düşene kadar. Doktorun odasında o ince, naif sesi duyup başını kaldırdığında, dünyası artık değişmişti, bundan emindi. Esmer, mavi gözlü kadın, ‘bir daha olmaz’ düşüncesini ezmişti Demiralp’in!
Mardin'in töre kokan topraklarında, sevdaların gömüldüğü taş konaklarında; geçmiş gün yüzüne çıktığında, kavuşmak Demiralp ve Naz için mümkün olacak mıydı?

Defalarca okumama rağmen, hiç bitmesini istemediğim bir kitaptı. Aşk, tutku, aile, güç, ihanet, kısacası birçok duyguyu size hissettirecek; kimi zaman gülümseyerek kimi zaman merakla kimi zamanda sinirlenerek okuyacağınız, bitmeden elinizden bırakamayacağınız harika bir kitap olmuş Yüreğimin Kıyılarında. Karakterleri çok seveceksiniz eminim. Özellikle de ağamıza hayran olacağınızı düşünüyorum. Herkesin harcı değildir töreyi değiştirmek! Tabii ki doktorumuzun asi ve hazırcevap hallerini de takdir edeceksiniz; sonuçta bir ağaya kafa tutmak cesaret ister! Demiralp’in töreleri değiştirebilmek için neleri feda ettiğini, Naz’ı İstanbul’dan neyin kaçırdığını merak ediyorsanız, kesinlikle ve kesinlikle okumalısınız. Yoksa çok şey kaçırmış olabilirsiniz.