424 syf.
·7 günde·2/10
Arka kapak bile heyecanlanmama yetmişti. Kitabı okumaya başladıktan sonra da her şey güzel gidiyordu. Bir Joan'ın, bir Alex'in ağzından bölüm yazılması fikrini de sevdim zira ikisinin de hayatı ayrı ayrı merak uyandırıcıydı. Ne zaman ki Joan, büyücülük olaylarına girdi, işte o zaman işler değişti.

Zaten büyü yapmanın yasak olduğu bir dünyada yaşayan Joan, eskiden yaptığı bir hata yüzünden hiç büyü yapmayı denememişken, gittiği yerde hop diye en iyi büyücülerden oluverdi. Nasıl mı oldu? Şöyle:
Joan: Ben hayatımda hiç büyü yapmadım.
X kişisi: Dur ben sana büyü yapmayı öğreteyim. Odaklan ve yapmak istediğini büyüyü düşün.
Joan: Odaklandım.
X kişisi: Yapabiliyor musun?
Joan: AY YAPTIM VALLA!

Yani cidden mi? Kitabın ana unsuru olan büyü bu mu? Bu büyüyü yapmak bu kadar kolay mı? Niye yazar Joan'ın büyücülüğü öğrendiği kısımları bu kadar geçiştirerek yazmış anlamak mümkün değil. Ayrıca, orada bulunan diğer büyücülerin tamamı, çocukluktan beri büyü yaparken, büyü yapmayı birazcık bile bilmeyen Joan'ın, herkesi ezip geçmesi inandırıcılık seviyesini fazlasıyla düşürmüş.

Kitapla ilgili bir diğer sıkıntıysa, yazarın oluşturduğu dünyayı tam olarak anlatamaması. Mesela, büyücülerin birbirleriyle kapıştığı sahnede, neler olup bittiğini anlamak için tekrar tekrar okumama rağmen, o ortamı hayal gücümde canlandıramadım. Yok bir gerçeklik yaratıyorlar, yok duvarı açıp içine giriyorlar, sonra kimisi orada kalıyor, kimisi aynı duvarın başka bir yerinden kaçıyor, bir yerden merdiven çıkarıyorlar, sonra Joan kilitleme büyüsü yapıyor, onu yapıyorlar, bunu yapıyorlar ama asıl yaptıkları, kafa karıştırmak. Zira yazar, olayları netlikle okuyucunun hayal gücünde canlandırmak yerine, kafa karıştırmayı seçiyor.

Joan ve diğer büyücülerin, Parıltı kulübünden çalışmaya başlamasından sonra olan bölümlerse en basit tabirle; sıkıcı. Büyüyle yapamayacakları şey yok. Ama bu ekip, patronları istiyor diye, mecburen sahnede gösteri yapıp para kazanma işiyle uğraşıyor. Yahu siz büyücüsünüz büyücü! Ellerinden şimşek atanlar, alev çıkaranlar var içlerinde. İsteseler dünyayı ele geçirebilirler, ama bizimkiler patron ne derse onu yapıyor.

Alex'in olduğu bölümleri okumak nispeten daha güzel olsa da bir noktada onun olduğu bölümlerde de olaylar saçma bir hal alıyor. Çoğu sahnede olduğu gibi, Alex'in, mafya dünyasına ajan olarak geldiği bölümler de hızlı hızlı yazıldı için, olaylar inandırıcı gelmediğinden, okumak da keyifli olmuyor.

Joan ve Alex arasındaki ilişkiye değinmek bile istemiyorum zira bir ilişki ancak bu kadar duygusuz yazılabilirdi herhalde.

Kitabın sonu desem, yazar eğer devam kitabı çıkarmayacaksa kötü. Eğer devam kitabı çıkaracaksa daha da kötü. Var olan konuyu bu kitapta bile işleyememişken, bir devam kitabı gelme ihtimali, neresinden bakarsak bakalım kötü bir ihtimal.

Kitaba dair yorumu şöyle özetlemem gerekirse:
Polisiye / aksiyon kısımları: Başarısız.
Fantastik dünya anlatımı: Başarısız×2.
Aşk: Başarısız×100.
Final: Felaket.