Her sabah erkenden kalkmak adet oldu telefonun zili çalmadan ,bazı şeyleri anlamıyorum ,alarm çalmadan tam bir dakika önce nasıl uyanıp hemen susturuyorum çalmaya hazır zilin sesini ya da bir insanı düşünürken tam telefonun çalıp şimdi aklımdan geçiriyordun ben de tam seni düşünüyordum deyip şaşırmayı veya aynı kişinin onu düşünürken bir anda karşıma çıkmasını.Bazen bir şarkının nakaratını ya da sözlerini aklımdan geçirirken yanımdaki kişininde kaldığım yerden devam etmesini nasıl açıklayabilirim.Manevi güçlerim varda ben mi bilmiyorum.Henüz bunlara bir cevabım yok.Bildiğim bir şey bu kış çok sert geçecek.

Soğuk,kasvetli,yağmurlu bir Aralık ayına gözlerimi açıyorum.Perdeleri aralayıp sahile doğru bakmak her zaman iyi gelir bana.Tabiki olmazsa olmazım bol köpüklü kahvem ve çift kaşarlı tostum.Görevimin sonlarına gelip emekliliği hak ettim.Dile kolay yirmi sekiz sene,Amirliğe kadar yükseldiğim İstanbulun çeşitli noktalarında kilit görevler aldığım onca sene vay be,yılbaşına doğru artık huzur içinde yaşamak istiyorum.İki göz odaya sahip kendi halinde yaşayan bir eş ve çocuğu geride bırakarak hayatımın sonlarına gelmek istiyorum.Çok yoruldum,bu şehir herkes gibi benden de çok fazla şey götürdü.

Derken benim emektar çalmaya başladı,hatta bizim Ali; Amirim aşağıda bekliyorum sizi,tamam Ali geliyorum deyip kimlik baretta marka silahım ve evin anahtarlarını alıp çıkıyorum dışarı.Acayip bir rüzgar var bulduğu her şeyi yakalayıp yerden yere vuran,benide yakalamadan bineyim arabaya.Amirim günaydın,evet Ali ne var ne yok,aynı be Amirim kahvaltı yaptınız mı? O iş tamam Ali gidelim merkeze,sabah trafik fena değil yollar su simit satmaya çıkmış işportacılar metrobüse yetişmeye çalışan öğrenciler çalıştıkları iş yerlerine varmaya çalışan insanlarla dolu,İstanbul’da yaşamak zor iş ,emekli olursam kendime Karadeniz’e kıyı bir sahil kasabasından ev alıp içini kocaman bir kütüphane ile doldurmak var hayallerim arasında tabi gerçekler ne olur bilinmez.

Bizim mekana geliyoruz sonunda , kalktığı yerden Barış bir kafa selamı veriyor, Amirim günaydın sanada günaydın Barış odama gel Özlemi’de çağır,evet baylar bayanlar elimizde bu gün ne var,Amirim başlamadan önce Recep müdür sizi çağırdı odasına diyor Özlem,Bu Recebide hiç sevmiyorum bir sorunu var benimle ama hayırlısı,aslında babası yaman adamdır Nevzat Başkomiser diye tanırsınız siz onu Ahmet abiden,Kapıyı tıklatıp giriyorum içeri ,Bana bakıp bir göz işaretiyle Emre Amirim geç otur şöyle diyor,ne içersin,Müdürüm sağolun yeni kahve içtim,olur mu öyle şey kızım bize iki çay birde su getir,Amirim yakınlarda bir profesör öldü biliyorsun,hani bu onu yemeyin bunu yemeyin diyen Bayan profesörden bahsetiyorsunuz,evet aynen o,şimdi cinayet büroyla ne alakası var diyebilirsin çünkü yüksek dozda gribe maruz kaldığını biliyoruz ve bu mikrobun özel olarak üretildiğini öğrendik patoloji sonuçlarından bu dosyada gerekli her Bilgi var sen ve ekibinin almasını istiyorum vakayı.Tamamdır Müdürüm diyip ayrılıyorum yanından,Arkadaşlar yeni bir vaka aldık kendisi profesör Handan hanım,Amirim hani şu,onu yemeyin bunu yemeyin deyip duran kadın,aslında her şeye karışıp duruyordu iyimi oldu kötümü bilemedim.Konuyu saptırma Ali ,Kadın yüksek dozda grip mikrobundan ölmüş dosyası burada,resimlerde dikkate değer bir şeyler var,bak masasının üzerinde bir kitap ve içinde bir not var,Amirim bu bir ayet numarası.Kamer 49.ayet aç bakalım mealini Barış. Şüphesiz biz her şeyi dakik, şaşmaz bir ölçüye ve bir kadere göre yarattık.Evet de burda ne demek istiyor?Bence ölüm zamanını bildiriyor Amirim dedi Ali,katılmıyorum Ali aslında ölüm zamanına karar veren Yaratıcıdır acaba kendisini onun yerine koyuyor olabilir mi?Bunu öğrenmenin tek yolu var Ali ve barış sen maktulün evine git Özlem sende akrabalarını sorgula adresler telefonlar düşmanları var mı yok mu?, Bende hastaneye gidip otopsi yapan doktorla görüşeyim,savcılık iznini ben hallederim,yalnız dikkat edin sizede mikrop bulaşmasın, zaten bölge hastalık kontrol merkezinin denetiminde yanınıza bir iki arkadaş daha gelecek,hadi bakalım marş marş.


Otopsiyi yapan doktoru bulmak çok da zor olmuyor hastahanede,Amirim hoş geldiniz diyor sıcak bir karşılamayla kapıda,yalnız elleri buz gibi zayıf kara kuru,bir an gözüm takılınca.Babamın ellerine çekmişim kan eksikliğinden ötürü bu haldeler,Açıklama yapmana gerek yok,olsun Amirim senden gizlimiz saklımız yok,dikkate değer bir şeyler var mı ,Amirim yüksek dozda domuz gribine bağlı ölüm gerçekleşmiş ve bunu sağlayan resimdeki kitap olmuş,şu ana kadar çok da dikkat etmedim aslında ,suç ve ceza bu meşhur roman,nasıl yani!, şimdi bu kitap çok eski 1910 Rusça baskısı,yani asıllarının ilklerinden biliyorsunuz ilk yayım tarihi 1866 yılında yapıldı.Kitap çok iyi muhafaza edilmiş zaten içindeki küflenme ve mantar mikrobun üremesi için zemin hazırlamış.Mikrop bir hafta gibi bir zamanda yavaş yavaş yayılarak önce akciğerlerden başlayıp sonra bütün organlara sıçramış.Anladığım kadarıyla basit bir grip vakası zannettiğinden hastaneye baş vurmamış.Maktulün ağız kısmındaki kol içi damar bölgelerindeki morarmalar normal değil ,bu tip bir olayla ilk kez karşılaşıyorum.Anladım doktor bey çok teşekkür ederim deyip ayrılıyorum yanından,yolda bizimkileri arıyorum ne yaptılar diye,Ali açıyor telefonu ,Amirim burası gözetim altına alınmış mikrop yayılmasın diye üzerimize özel kıyafet giyip girdik içeri, olay yeri inceleme kitap üzerinde bir kadına ait parmak izine rasladı yalnız kayıtlarda kime ait olduğu tespit edilemedi.Anladım Ali siz yeni camiye gelin Eminönü’ndeki,saat ikide buluşuruz.Tamam amirim.

Özlem ne yaptı acaba,derken telefon çalar arayan Özlem,Amirim merhaba,bir kızı varmış güzel sanatlarda okuyan şu anda konuşmak istemiyorum dedi yarın cenazede bir yoklarız belki katilide gelir olay yerine,öğle namazına kaldırılacakmış cenazesi,Yaman kız bizim Özlem kafa zehir gibi çalışıyor.Aliye’de yanık hafiften ama bizim kerata yüz vermiyor buna .Tamam Kızım deyip kapatıyorum telefonu.

Saat iki gibi Eminönü meydanın önünde bir araya geliyoruz çocuklarla ikiside civan Mert tuttuğunu koparan delikanlılar,işlerini gayet güzel yapmasalar çoktan kaçıp gitmişlerdi yanımdan.Bana katlanmak kolay değil arada sırada baş ağrılarım yüzünden önüme kim gelirse dümdüz gidiyorum,az Kıdem tenzili almadım üstlerimden.Beyler hava yine buz gibi hoca namaza başlamadan şu ayet meselesini bir soralım bakalım neymiş! Kapıdan girip hocanın yazıhanesinin camına tıklatıyorum.Buyrun Emre Amirim geçin oturun şöyle gençler sizde ayakta kalmayın lütfen oturun,sağolun hocam nasılsınız,hamdolsun gayet iyiyim çay söylüyorum hemen bekleyin burada,zahmet etmeseydiniz,olur mu öyle şey deyip gözden kayboluyor iki dakikalığına ,Daha önceden çok danışıklığımız var hocayla sağolsun,ellinde bir tepsi beliriyor hoca köşeden,kaç şeker Amirim! İki yeterli. Hocam sadede gelelim bir cinayet araştırıyoruz maktulün masasında bir ayet bulduk buyrun sizde bakın nedir ne anlama gelir!?Kamer 49.ayet ;Şüphesiz biz her şeyi dakik, şaşmaz bir ölçüye ve bir kadere göre yarattık.Evet anlıyorum bu ayet genel yapısıyla kader ayetlerinden bir tanesidir geride dört ayet daha var,Yardan burada her şeyi bir nizama intizama göre ayarladık buyurur daha sonrasında da ,İsra 13. Ayette biz insanın çalışmasını kendi çabasına bağladık buyurur,yani sizin cennet ve cehenneminiz burasıdır,Allah size seçme şansını bu sebepten verir.Bence katilin cinayetleri devam edecek,yani hocam maktulle bir bağlantısı var diyorsunuz olayın benim anladığım geçmiş yaşamlarına bakmak lazım değil mi? Aynen öyle Amirim kader ile alakalı diğer ayetleri not alın bir kenara ,bu şahıs çok kurnaz aklınca kendini can alıcı meleklerin yerine koyuyor,melekler derken hocam? Bir tane melek yok mu Azrail adında? Beyler Kuranı Kerim’de ölüm melekleri vardır,Enam 61. Ayette ; O, kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.Yani melekül mevt olarak geçerler,Azrail kelimesi Tevrat’ta yer alır.Öyle bakıyoruz birbirimize kendi dinimizle ilgili ne kadar az şey bildiğimize şaşırıyorum.Bu yaştan sonra bir şey daha öğrendik Allah iyiliğinizi versin deyip ayrılıyoruz Hocanın yanından.

Beyler bayanlar toplantı odasına,elimizde neler var? Amirim aslında çok fazla Bilgi yok hepsi normal bilgiler,şu kaderle ilgili diğer ayetleri tahtaya yazar mısın Barış,Amirim bulduklarım
Enam 59,Tevbe 51,Hadid 22/23. Ayetler var.Bence şu kitabı incelemek lazım biz eve gittiğimizde muazzam bir kütüphaneyle karşılaştık çoğu eski kitaplardan oluşan bine yakın eser vardı içeride.Ölüme sebebiyet veren kitap suç ve ceza,çok manidar değil mi? Önce kitap sonra ayet? Şu kızla konuşmak lazım belki katil de cenazeye gelir Özlem’in dediği gibi,hadi bakalım yarın doğru cenazeye gidiyoruz,Önce dışarda bir çay içelim sizin karnınız acıkmadı mı derken tutuyor yine mağlum baş ağrılarım,sandalyeye zorla tutunuyorum kolumun altından tutup kaldırıyor beni Ali,Amirim oturun şöyle su getirin ordan bakmayın öyle,yine o baş ağrılarınız mı Amirim,cevap verecek halim yok terlemeye başladım soğuk soğuk,biraz su için kendinize gelirsiniz,verdiği öneriye uyarak bir dikişte bitiriyorum bardağı,şimdiden daha iyiyim yavaşça kaldırında gidelim, şu montumun cebinden hapımı ver bana Barış ,Amirim bir doktora görünseniz adam gibi.Git işine Ali geldim elli yaşına zaten göreceğimi gördüm hadi uzatmada gidelim deyip tersliyorum çocuğu.Baş ağrılarımın sebebini nerden bilsinler aslında kaybettiğim karım ve kızım yüzünden olduğunu her neyse bu hikayeyi ilerde anlatıcağım nasıl olsa.

Benim emektara atlayıp Ortaköy’e doğru gidiyoruz,önce bir kumpir sonrada tavşan kanı çaylarımızı yudumlarken aklıma geliyor,Evlatlar siz bu çayın hikayesini biliyor musunuz?zamanında üç harfliler derlermiş buna,Çin hükümdarlığı zamanında şifa amaçlı kullanılmış sonra içmeye başlamışlar hatta gök tanrılı dinlerde ateşle konuşmalarının sebebi içtikleri çayın halüsinasyon etkisi yaratmasındaymış.Yani kafalar bir milyon desene Amirim ,Aynen Barış.O zaman birer üç harfli daha alalım Amirim ne dersiniz?hadi söyle bakalım içip kalkalım.Beni eve bıraktıktan sonra ,sabah gelme Ali direk cenazeye geçin orada buluşuruz deyip ayrılıyorum yanından.Evde olmak çok güzel ikinci odaya girip eşim ve kızımın anılarıyla hasret gideriyorum yapıcak çok iş var okunacak çok kitap ,benimde sağlam bir kütüphanem var,hepsi gerçek yıllarına ait bine yakın eser.Çeşitli düşüncelerle dalıyorum kahve ve kitaplarım arasına.....


Çeşitli rüyalar arasında nihayet sabah oluyor,telefonun saati çalmadan uyanıyorum yine ,güzel bir kahve ve çift kaşarlı tostun tadına varıp atlıyorum benim emektara doğru cenaze evine,bizimkiler çoktan gelmişler,Günaydın gençler,günaydın Amirim,insanlarda yavaş yavaş gelmeye başlıyor,çeşitli mecralardan insanlar var burada sanat,siyaset,ekonomi ,tanıyan tanımayan kim varsa gelmiş görüş günü gibi ortalık ben kızına yaklaşırken çocuklarda etrafı gözlüyor,Merhabalar Ben komiser Emre siz Handan hanımın kızı olmalısınız iki dakikanızı bize ayırabilir misiniz? Beni buradada mı buldunuz gerekli ifadeyi merkezde verdim ben,Biliyorum son zamanlarda annenizin her hangi bir sorunu derdi yada kendisini rahatsız eden birisi varmıydı?Annem çok çalışırdı ben uzun zaman yurt dışında kaldım netten görüşürdük bol bol en son kargoyla bir kitap gelmiş eski ilk baskılardan çok sevinçliydi çünkü kitap kolay bulunacak bir şey değil.Biliyorum Rusça gerçek metne sahip,sonra haber alamadım bir haftadır bende atlayıp geldim,nasıl böyle bir şey oldu anlayamıyorum kim ne isterki ondan.Orasını bizde merak ediyoruz,sağolun zaman ayırdığınız için.Var mı evlatlar her hangi bir şey ,valla burası normal Amirim.Anladım hadi gidelim merkeze, olayların üzerinde durmaya odaklanmışken telefon çalıyor acı acı,arayan Recep müdür,buyurun Müdürüm deyip açıyorum telefonu,çabuk buraya gel Emre diyen kızgın bir ses tonuyla kapatıyor telefonu suratıma,hayda bu herifde iyice azıttı artık,hayırlısı bakalım deyip ayrılıyorum bizimkilerin yanından.Kapıyı çalıp içeri geçiyorum,bu ne Emre sen ne biçim iş yapıyorsun iç işlerinden aradılar bir profesör daha ölmüş,Hobbala ,ne ara! Bak Emre az bir zamanın kaldı kalbini kırmak istemiyorum şu işi eline yüzüne bulaştırmadan çöz şimdi çık dışarı deyip kovuyor beni odadan,iyice uyuz oldum bu adama artık benim suçum ne arkadaş.Arkadaşlar bir kişi daha ölmüş,yine sağlık sektöründen profesör Savaş bey,hani şu televizyonda sağlıklı yaşam üzerine demeçler veren adam mı, evet Ali hadi bakalım olay yerine marş marş.Basın mensupları biz gelene kadar bitmişler hemen,Amirim bir açıklama ,Amirim olay nasıl olmuş? Basın ordusunu yarıp içeri giriyoruz zorda olsa,açıl beyler lütfen,özel yapım giysileri giymemiz lazım Amirim çünkü yine grip mikrobundan şüpheleniyorlar.Savcı bey içerde beyazlar içinde el işareti yapıyor bana gel diyerek,Sayın savcım merhabalar, Merhabası mı kaldı Emre sabah sabah, bir delinin peşinde dolaşıyoruz yine.Masası başında ölmüş ağzı burnu mor sümüksü sıvılarla dolu gözleri yuvalarından çıkmış nefes alamamış anlaşılan bakın masasında eski bir kitap ve yine ayet,Hayvan çiftliği 1946 baskısı ve Hadid 23.ayet,Allah Allah bu adamın amacı ne Emre komiserim,sayın savcım bulacağız merak ettmeyin saygılar deyip olay yeri inceleme görevini tamamlamadan ofise dönüyoruz.Beyler bayanlar şu deliyi bulun bana emekliliğime az kaldı zaten canım burnumda Ali siz bu kitapların nerelerden temin edileceğini Özlem sende maktulün geçmişini araştır bakalım ne çıkacak,bende hocaya bir daha gideyim bakalım bu neyin nesi?

Arabama atlayıp doğru yeni caminin yolunu tutuyorum,namaza başlamadan hocaya bakıyorum yerindemi diye kapının önünde bir kedi takılıyor gözüme geçendeyse vardı bu ama çok üstünde durmadım sanki beni takip ediyor kafası ve gözleriyle bir kediden çok insan gibi,tıklatıyorum kapısını hocanın,Amirim gel dışarda kalma buyur otur hoş geldin,çok da hoş gelmedim hocam,yine birisi öldü değil mi? Evet yanında bu ayeti bulduk haklı çıktın.Hangi ayeti buldunuz? Hadid 23; Elinizden giden şeylere üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle de şımarmayasınız diye böyle yaptık. Çünkü Allah, büyüklük taslayan ve insanlara karşı böbürlenen hiç kimseyi sevmez.Me demek istemiş olabilir,bence eskiden yaptıkları ortak bir hatadan dolayı cezalandırıyor olabilir,daha önceki maktulle bağlantısı varmıymış? Araştırıyoruz hocam,bence ortak noktalara bakın derim anladım sağolun hocam yalnız geçende de üstünde durmadım şu kedi neden insanları korkmadan takip ediyor adı da yurtsuz ilginç,Amirim bazen bende tırsıyorum bu hayvandan sanki ölen bir insanın ruhu içine girmiş de bize bir şeyler anlatmaya çalışıyormuş gibi geliyor.Sen genelde dikkat et uyurken kulağını bununu yemesin hocam deyip ayrılıyorum yanından.Giderken fark ettim kedi bir an olsun ayırmadı gözünü üzerimden,bıyık altından gülüyor mu ne?Aliye telefon açıp beni Fatih’teki eski arkadaşım Adilin yanından almasını istiyorum,Kültür evi var Adilin o da benim gibi tam bir kitap kurdu,Kapıdan içeri girince ooo mirim hoş geldin sen buraların yolunu bilirmiydin? Deyip kucaklaşıyoruz, Adil iş güç koşturuyoruz senin gibi emekli olamadık az kaldı neyse sana bir kaç kitap sorucam derken Ali giriyor içeri,bak bu delikanlı Ali bu da arkadaşım Adil memnun oldum bende delikanlı,elimde iki resmî masaya koyup konuşmaya başlıyoruz ,bu iki kitap gerçek dillerinde ve ilk baskılar,bay be Emre kolay bulunmaz bunlar,herkes temin edemez satsa bile kodaman insanlar alır ve bunun listesini tutarlar.Sana bir adres vereyim Kadıköy’de ismi Akif,sahaf dükkanı var bilse bilse o bilir.duydun Ali kaybedecek vakit yok hadi bakalım....

Ali ile sahafın yolunu tutuyoruz bu soğuklar insanın canını okuyor Aralık sonlarına doğru geliyoruz,benim için kış ayı hüzün zamanı demek.Sahafın yerini bulmakta zorlanmıyoruz içerisi çok kalabalık değil üç adam birde üniversiteli bir genç var,kimliklerimizi çıkarıp kendimizi tanıtıyoruz.Merhabalar ben Komiser Emre yardımcım Ali bir kaç sorumuz olacaktı bu kitaplar gerçek metinli bulunabilir mi? Amirim çok kıymetli iki eseri gösteriyorsun fazla koleksiyoncuda yoktur bu kitaplar bulmak kolay değil satılıksa alabilirim! Malesef satılık değiller ,Amirim bizde bakabilir miyiz dedi iki adam buyrun bakın bakalım ikiside bir anda eserleri görünce donup kaldılar titrek bir sesle birbirlerine bakıp yok Amirim ilk kez görüyoruz deyip kapıya davranmaya kalkarken gelin bakim buraya neyin peşindesiniz siz deyip enselerinden yakalıyorum korkak ürkek Amirim gitmemiz gereken bir yer var geç kaldık bırakta gidelim değil mi Akif bir şey söyle ,Amirim onlar karıncayı incitmez bırakında gitsinler,sen sus Ali al bunları ekip otosuna da bakalım bizden neyi saklıyorlar,Hanım bekler bende dükkanı kapatacaktım zaten,sende bizimle geliyorsun Akif efendi kambersiz düğün olmaz,bir saat kadar sorgu odasında üçünü terletmeye başlıyoruz Ali Barış ve ben,elimdeki dosyadan okuyorum Senin adın Metin mi Sen Emre sende Akif evet beyler 25 Aralık gecesi nerdeydiniz? Yani ilk maktul öldüğünde? İçeride bir panik havası başlıyor kesin bir iş var bunlarda.Hadi konuşun işimiz gücümüz var Söze Akif başlayıp Orhan Veli’yi kurtarıyorduk demez mi! Bizi alıyor bir gülme.Hahahahaha. Ulan kaç yaşında adamlarsınız deli gibi bizde sizi dinliyoruz ciddi ciddi, Amirim şaka yapıyoruz biz kurtardık şairi demez mi!Ali bu manyakları hastaneye sevk edin sonra savcılığa verin deyip çıkıyorum odadan.Çok yorgunum Özlem bir bardak su ver eve gidiyorum ben.Tamam Amirim sen çok iyi bir kızsın Ali’yle iyi geçin o da sana yanık diyorum.Kızarıyor bizimkinin yanakları,

Eve varıyorum nihayet kendi ihtiyarlığım huzurum ve anılarım içinde görevimi yerine getirmenin verdiği huzurla silahımı rozetimi masanın üzerine bırakıyorum,diğer odadan aldığım resimleri koyuyorum masama Eşim kızım ve benim mutlu olduğumuz eski fotoğraflar,kızımızı hasta olduğunda götürmüştük Handan hanımın o zamanlar doktorluk yaptığı hastaneye savaş beyle grip tanısı koymuşlardı doğru düzgün inceleme yapmadan eve gönderip nane limon kaynatın bir şeyi kalmaz demişlerdi nerden bilirdik domuz gribi olduğunu ve Eşimede sıçrayıp ikisini benden alacağını Aynı bugün gibi soğuk bir Aralık sonunda.Telefonum acı acı çalmaya başlıyor.Arayan bizim Ali,telefonu açar açmaz neden Amirim neden yaptın bunu lütfen bir delilik yapma diye bağırıyor avaz avaz ağlar bir sesle,Demek buldun beni Ali diyorum vakit Kemal’e erdi Ali affedin beni,Ali kırarcasına kapıyı açarken başımdaki silahı görüp Amirim yapmayın değmez bu insanlar için diye ağlamaya başlıyor yanında Barış da var çok koşmuşlar belli soluk soluğa konuşmaya çalışıyorlar,Kamera kayıtlarından buldunuz değil mi diyorum,Amirim neden söylemedin bize her türlü yardım ederdik neden böyle bir tezgah düzenledin,Evlat herkesin kaderi kendi boynundadır onlar benim en sevdiğim insanları benden aldılar bende onların yöntemiyle aldım intikamımı kızımın gripli mendillerini buzdolabında saklayıp özenle eşimin kitapları arasına yerleştirdim.Onların mikroplu olacaklarını bilemediler aynı acıyı yaşattım onlara yavaş ve ızdırap dolu ,artık huzur içinde ölebilirim deyip kafamın sağ tarafına ateş ediyorum .

Gözümü açtığımda hastahanedeyim kolumda kelepçe,ben kimim neden burdayım ve niye kilit altındayım bilmiyorum.Savcılık beyin fonksiyonlarımın yerinde olmadığına karar vermiş kurşun beynimimin sağ tarafını yok etmiş,yani geçici hafızaya sahibim,sadece 30 dakika, hakkımdaki tahkikatede gerek kalmamış ,malulen emekli edilip evime gönderiliyorum.Kitaplarım ve anılarımın içine.......