Puan vermedi·392 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Şubat 2020 23:54 Önceki yorumlardan yola çıkarak ve bir bilimkurgu sever olarak aslında kitap ile ilgili okumaya başlamadan önce bir fikir oluştu kafamda ve bu şekilde başladım okumaya. İlk bir kaç bölüm her bilimkurguda olduğu gibi daha çok bu yeni evreni ve karakterleri tanıtmaya ayrılmış olduğundan haliyle biraz yavaş ilerledi. Acaba devamı nasıl olacak diye düşünmeye başlamıştım ki hikaye öyle bir hızlandı ki içinde kayboldum. 8000 yıl sonrasının o harika dünyasında buldum kendimi. Kah Dünyalı Simon ile yıldızlara gittim, kah Akrep'in özlemlerine ortak oldum. Maqlaan ile maceraya atılırken, Büyük Upazi'nin yüzündeki alaycı gülümsemesine şahit oldum. Ve tabii ki Şansölye Qarnas. Ben böyle karizma bir karakteri en son hangi bilimkurgu kitabında gördüm bilmiyorum. Okurken sanki onun yanındaymışım ve o meşhur 3. gözüyle benim de içime bakıyormuş gibi hissettim.
Böyle bir kurguyu ve dünyayı inşa etmek büyük bir emek gerektiren bir iş. Bunu da böylesine keyifli bir şekilde aktarmak daha da zor iken, bir de mizah ile harmanlayıp sunmak harika olmuş. Bana bilimkurguyu ne kadar sevdiğimi hatırlatan bu kitabı çok beğendim.