Puan vermedi·217 syf.··Beğendi
· Gidenler, geride koca bir enkaz bırakırlar. Aldığın her darbeyle yıkıldım sanırsın. Yıkılmamışsın, yuvarlanmışsındır. Yuvarlanmaya devam edersin. Her seferinde öldüm sanırsın ama ölmemişsindir. Sadece yaran kanıyordur. Merhemi giden de ararsın, kabuk tutmasına yardım edeni görmezsin. Sonra yaran kabuk tutar ve yaşadığını yeniden hissedersin.
Hayat ya, işte ne zaman meydan okuyacağı belli olmuyor. İşte orada senin sınavın başlıyor. Yarayı açıp giden mi, yoksa yaranın kabuk tutmasına yardım eden mi? Ya gitmeler de masumsa? ( Arka kapaktan)
Ön sözü okurken çevresindekilerin tavrı dikkatimi çekti; hep bir engelleme olayı var. Sadece yazma konusunda değil, her konuda bu engelleme. Karşı taraf ( danıştığınız ya da paylaşımda bulunduğunuz kişiler), sizi kısıtlıyor, olumsuz tarafa çekiyor: Yapma- Yapamazsın- Olmaz- Batarsın... Neden arkadaşım? Yapamazsam bile denerim(hiç değilse içimde acaba kalmaz).
Kitabı okurken önce olayların süresini kestiremedim, sonra Sadık kendi kendine düşünürken süreyi söyledi; ben şaşırdım. Tüm bunlar bu kadar kısa sürede mi oldu diye. Sonra aklıma geçenlerde okuduğum bir şiir geldi:
ÖYLESİNE
Öylesine başladı aşkımız
Umulmadık bir akşamda.
Ve öylesine bitti sevdamız
O akşamın sabahında.
Ankara – Ocak 1995
HAZAN GÜNEŞİ / Kürşat Okuyucu
Ve sosyal medyada çok konuşulan (içeriği tam hatırlamıyorum yaklaşık şöyleydi): Sabah merhaba, akşam sevgili; ertesi sabah elveda hızında ilişkiler. Evet teknoloji çağındayız, her şey ışık hızından da hızlı ilerliyor. Ama bu insanları harcamayı, ilişkileri tüketmeyi, karşımızdakini saymamayı, duyguları önemsememeyi, empati yapmamayı mı gerektiriyor? Hızlı tüketen (üretmeden)bir toplum olduk, bu hız ve kaos içinde maddi değerleri tüketirken manevi değerleri de tükettik. Maddi varlıklar, eşyalar yerine konulabilir ama ya manevi değerler, tekrar yerine konulabilir mi?
Bir bölümde:"Gidenler, geride koca bir enkaz bırakırlar. Aldığın her darbeyle yıkıldım sanırsın. Yıkılmamışsın, yuvarlanmışsındır. Her seferinde öldüm sanırsın ama ölmemişsindir. Sadece yaran kanıyordur. Merhemi gidende arasın, kabuk tutmasına yardım edeni görmezsin. Sonra yaran kabuk tutar ve yaşadığını yeniden hissedersin. Yarayı açıp giden mi, yoksa yaranın kabuk tutmasına yardım eden mi?" sorusu bana daha önce izlediğim; Selvi Boylum Al Yazmalım, Atıf Yılmaz tarafından yönetilen, baş rollerinde Kadir İnanır ve Türkan Şoray'ın oynadığı, 1977 tarihli filmi hatırlattı. Ve filmden replikler: "Sevgi neydi? Sevgi sahip çıkan dost , sıcak insan eli, insan emeğiydi. Sevgi iyilikti, sevgi emekti…"
"Kırmızı Bisikletim" kendinizden, yaşadıklarınızdan, gördüklerinizden bir şeyler bulacağınız bir roman. Ben çocukken bisikletim vardı ama olmayanların özlemini anlıyorum, bisiklet maceralarımı hatırlattı; zaten olaylar benim memlekette geçiyor ( Kadıköy)( ) başka söze gerek yok. ()