·192 syf.····Okunma: 14 Şubat 2020 17:08 Kitabın kapağından içeriğine ve sayfaların narinliğine kadar fevkalade bir eser ortaya çıkarmışlar. Ben konusundan kısaca sizlere bahsedeyim. Akıl hastanesine bulunan İnci'nin hayatını ele alıyor. Bulunduğu hastanenin sorumlusu olan kocası ve onun entrikaları...
Kitabı yorumlayacak olursam, biraz acı, biraz umut, biraz komedi, biraz heyecan, biraz endişe, biraz hayal kırıklığı, biraz aşk, biraz cesaret saklı sayfalarda. İnci'nin hayatının iyi ve düzende gittiğini okurken nasıl olurda bu kadın bir hastaneye kapatılır diye düşünmeden edemiyorsunuz. Hayatında her şey rayında giderken ne yaşamış olabilirdi ki bu duruma geldi? İnci'nin babaannesinin konuşmalarına ayrıca güldüm. Boş ver Murat'ı, gel sen Engin'le evlen gitsin diyorum. Çok doğal ve samimi bir şekilde kaleme alınmış okuyan herkes gibi bende bu kitaba bayıldım. Kitabı bitirdiğinizde yüzünüzde oluşan o küçük tebessümde saklı işte insanoğlunun umudu. Yazarın kalemine güvendiği kadar varmış diyor ve emeğinize sağlık diyorum.
...
Alıntılar;
"İşaretler sizi doğru adreslere götürebilir, eğer geminin kaptanı siz iseniz. Yanlış adres olursa da üzülmeyin; her yanlış bir deneyim ve yeni bir işarettir."
"-Babanneden inciler; küçüğünden hiç umudum yok, o koca da beğenmez.
Anaları durdu da ne gördük, o ayaklardan!"
"Hep birine bel bağladım ben, birine sırtımı dayadım. Sırtlar çekildi, araçta kaldım."
"Ben İnci, martılara yalnız simit atan İnci..."
"İnsan nereye giderse gitsin. Çocukluğuna ait her şeyin yerli yerinde kalmasını ister. Taşı, toprağı, çimeni, en çok da insanı. İnsanı azaldıkça sanki çocukluğu da azalır. Ne acı."
"Ben İnci, balyoz İnci...