Şirk, Allah'a ortak koşmak, Allah'tan başka ilâh olduğuna inanmaktır. Şirk denince akla bu gelir. Bu anlamdaki şirk, sadece büyük günah değil, küfürdür. Çünkü Allah tektir, benzeri ve ortağı yoktur.

Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
“İlâhınız bir tek ilâhtır. O'ndan başka İlah yoktur. O rahmandır, rahîmdir."Bakara,162
İhlas suresinde de:
"De ki: O, Allah birdir, Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiç bir şey O'na eşya da denk değildir."İhlas suresi buyurulmuştur.

Allah'a ortak koşan kimse, bundan tövbe etmedikçe, Allah Teâlâ onu bağışlamayacağını bildirmiştir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: "Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, büyük günah ile iftira da bulunmuş olur." Nisa:48

Şirkin bir çeşidi de, Allah'a yapılan ibadete başkasını ortak kılmak ve araya bir takım aracılar sokmaktır.

İbadet, yalnız Allah'a yapılır ve ancak O'nun hakkıdır. O'ndan başkası ibadete hak kazanmış değildir.

Her gün kıldığımız beş vakit namazın her rek'atında okuduğumuz Fatiha Sûresinde:
"Ey Rabbimiz, yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz." diyoruz.

Peygamberimiz, Allah 'tan başkasına ibadet anlamı taşıyan her türlü söz ve davranıştan sakınmamız hususunda bizi uyarmış ve bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Hıristiyanların Meryem oğlu İsa'yı övdükleri gibi beni övmeyin. Şüphesiz ki ben Allah'ın kuluyum. Bana, "Allah'ın kulu ve O'nun elçisi" deyiniz." Buhari,Enbiya,48

Bilindiği gibi Hıristiyanlar, Hz. İsa 'yı, onu ilâhlaştıracak kadar övmüşler ve böylece küfre gitmişlerdir. Nitekim Kur'an-ı Kerimde: "And olsun ki, Allah, kesinlikle Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesih, "Ey İsrail oğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur" demiştir "Maide.72 buyurulmuştur.

Hıristiyanları , Hz. İsa 'ya -onları uyarmasına rağmen- tanrılık isnat etmeleri, onları küfre götürdüğü için, Peygamberimiz bizi uyararak, böyle korkunç bir hataya düşmememiz maksadıyla kendisine sadece "Allah'ın kulu ve elçisi" dememizin yeterli olduğunu bildirmektedir.

Çünkü Hz. İsa örneğinde olduğu gibi, Peygamber de olsa, bir insanı aşırı derecede övmek ve ona tazim göstermek insanı -Allah korusun -şirke ve küfre götürür.

İnsan insandır ve insan olarak sevilmeli ve sayılmalıdır. Yaratıcıya gösterilmesi gereken sevgi ve saygının bir benzerini yaratığa göstermek, yanlış ve büyük hatadır. Nitekim Kur'an-ı Kerimde:

"İnsanlardan bazısı Allah'tan başkasını Allah'a eşler ve benzerler edinir de onları, Allah'ı sever gibi severler. iman edenler ise daha çok Allah'ı severler."Bakara:165 buyurulmuş, Allah'a gösterilen sevgi ve saygının benzerini onun yaratıklarından herhangi birisine göstermenin doğru olmayacağı bildirilmiştir.

Putperestler de Allah'ı tanıyor ve O'na inanıyorlardı. Ancak putlara, kendilerini Allah'a yaklaştırmak, Allah katında kendilerine şefaatçi olmak için taptıklarını söylüyorlardı.

Allah'a yaklaşmak için vasıtaya ihtiyaç yoktur. Çünkü Allah insana şah damarından daha yakındır. insana bu kadar yakın olan yüce yaratıcıya ulaşmak için vasıtaya ihtiyaç olur mu? Elbette olmaz. Yeter ki insan, Allah'ın gönderdiği son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (S.A. V.) 'ya uysun, onun sünnetini benimsesin, bu ona yeter. Zaten Kur'an-ı Kerim de bize bu yolu tavsiye ediyor. Nitekim: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir."Al-i İmran:31 buyurulmuştur.

Allah katında şefaate gelince; bu da Allah'ın iznine bağlıdır. Allah izin vermedikçe hiç kimse O'nun katında şefaat edemez. Nitekim bu konuda Kur'an:.ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır:
"Allah'ın huzurunda kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez." Sebe':23

Bütün bunlar gösteriyor ki, her işte Allah'a yönelmeli ve O'nun razı olacağı işleri yapmalı ve ibadette başkasını O'na ortak kılmamalıdır.

Şirkin bir başka çeşidi de riyâ'dır. Riyâ, gösteriş için ibadet etmek ve hayır işlemektir. Kişi, böylelikle Allah için yapılması gereken bir ibadet ve hayır ile dünyevî bir çıkar sağlamayı amaçlamaktadır.
İbâdet, yalnız Allah için yapılır ve ancak onun hakkıdır. Başkalarına gösteriş için ibadet yapılmaz. Nitekim Kur'an-ı Kerimde:


"Her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadetle hiçbir şeyi O'na ortak koşmasın."Kehf:10 buyurulmuştur.


İnsanlardan çıkar sağlamak için yapılan ibadeti Allah kabul etmez ve böyle ibadete değer vermez. Nitekim Peygamberimiz, Allah Teâlâ 'nın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Ben, ortakların ortaklıktan en müstağni (doygun) olanıyım. Her kim yaptığı amel ve ibadette bana başkasını ortak yapar (riyâkârlık eder) sa onu koştuğu ortağı ile baş başa bırakır (yaptığı amellerin sevabından mahrum eder )iz “Müslim,Zühd,5

Peygamberimiz de şöyle buyuruyor:
"Kıyamet gününde insanlardan ilk sorgulanacak üç kişiden biri şehit olan bir kimsedir ki, huzura getirilir. Cenab-ı Hak ona verdiği nimetleri sayar, o da eriştiği bu nimetleri saklamayıp kabul eder. Allah Teâlâ ona:
- Bu nimetlere karşılık ne yaptın? diye sorar. O da:
- Senin uğrunda savaştım da şehit düştüm, der. Allah Teâlâ:
- Yalan söylüyorsun, sana cesur desinler diye savaştın, öyle de söylenmiştir, buyurur. Sonra, verilen emir üzerine yüzükoyun sürüklene sürüklene cehenneme atılır.
İkincisi de ilim öğrenip öğretmiş ve Kur'an okumuş bir kimsedir ki, bu da getirilir. Cenâb-ı Hak ona ihsan buyurduğu nimetleri sayar. O da bu nimetleri saklamayıp itiraf eder. Cenab-ı Hak ona:
- Bu nimetlere karşılık ne yaptın? diye sorar. Adam:
- İlim öğrendim ve öğrettim. Kur'an okudum, der. Cenâb-ı Hak:
- Hayır, yalan söylüyorsun,. ilmi, sana âlim desinler diye öğrendin.
Kur'an-ı, sana (güzel) okuyucu desinler diye okudun. Nitekim bu söz de söylenmiştir, buyurur. Verilen emir üzerine yüzükoyun sürüklenerek ateşe atılır. Müslim,İmare,43
Üçüncüsü de, Cenâb-ı Hakk'ın kendisine imkan verdiği ve her türlü servetten ihsan buyurduğu kimsedir. Bu da diğerleri gibi huzura getirilir. Cenâb- ı Hak ona lütfettiği nimetleri sayar. O da onları inkar etmeyip itiraf eder. Bunun üzerine cenâb-ı Hak kendisine:
- Bunlara karşılık ne yaptın? diye sorar. Adam:
- Servetimi sırf senin uğrunda harcadım, deyince Cenâb-ı Hak:
- Yalan söylüyorsun. Bunları, sana cömert desinler diye yaptın; bu söz de söylenmiştir, buyurur. Sonra verilen emir üzerine bu da sürüklene sürüklene cehenneme atılır."

Görülüyor ki, Allah Teâlâ gösteriş için yapılan ibadetleri kabul etmeyecek ve böyle hareket eden riyâkârları şiddetle cezalandıracaktır.