"Herkes tarihin akışına kapılıp gidemiyor Sofie. Bazılan durup ırmağın kıyılannda biriken şeyleri toplamak zorunda." "Ne kadar tuhaf bir ifade!" "Ama gerçek bu çocuğum. Sadece kendi zamanımızda yaşamıyoruz. Tarihimizi de taşıyoruz yanımızda. Unutma ki burada gördüğün her şey bir zamanlar yepyeniydi. 16. yüz yıldan kalma şu küçük tahta bebek belki de bir kıza beşinci yaşgününde hediye edilmişti. Büyükbabası tarafından mese la ... Sonra on yaşlanna geldi bu kız Sofie. Sonra yetişkin bir kadın oldu, evlendi. Belki bir kızı oldu ve o çocuk da aynı tah ta bebekle oynadı. Kadın giderek yaşlandı ve günün birinde hayata veda etti. Belki uzun sürmüştü yaşamı, ama artık yoktu işte. Bir daha da hiç geri gelmedi. Aslında dünyaya ol dukça kısa bir ziyarette bulunmuştu. Ama bebeği -bak, o ha la rafta oturuyor."