464 syf.
·7/10 puan
Yazar R. W. Connell’ın, “Toplumsal Cinsiyet ve İktidar” kitabı üniversitelerin seçkin yüksek lisans bölümlerinde okutuluyor. Açıkçası mevzuya düşkünlüğümden, araştırmalarım sonucu, yüksek lisans için okunacaklar listesinden bulup listeme eklemiştim. Kitap, eşitlikçi temayı gövdeye yerleştirerek, demokratik ülkelerde kadın-erkek ayırt etmeden -iki cinsi- ele alıyor, hatta yer yer üçüncü cins bile. Kanımca, çalışmayı diğerlerinden ayıran en göze çarpan hususiyeti; erkek cinsinin de haksızlığa ve iktidar gücünce emilmeye çalışıldığını örneklerle açıklamaya çalışıyor ve bölümlerde, “hımmm, ne kadar doğru, çok haklı” derken buldum kendimi. Eşcinsellerin, travestilerin durumu buna örnek teşkil ediyor yazara göre.
.
Toplumsal önyargının zirve konusu eşcinselliğe dair çarpıcı açıklamalar okuyoruz. Eşcinselliğin erkeklerde, genel anlamda erkek bedeninde haps olmuş “kadın” veya eşcinselliğin kabulü, aynı zamanda erkekliğin reddi manasını taşıdığına dair yanlışları düzeltiyor. Toplumun onlara bilenmesinin sebebi AIDS ve Frengi hastalıklarının “eşcinsel vebası” minvalinde medya kuruluşlarınca yanlış yansıtılmasından söz ediyor. Bir diğer yanlış, kadınların demir ökçelerle ezilişini anlatmak için, bir düşünürün “erkekler, doğal tecavüzcü” argümanı kullanması kan dondurucu, yanlış bir saptama. Freud, Jung, Adler gibi isimlerin psikolojiye dair saptamalarına da yer vermiş. Frankfurt Okulu’nun önde gelen isimlerinin görüşlerini de okuyoruz. İşçi sınıfına ait görüşler ilk bölümde; ikinci bölümde ise feminist görüşleri incelemeleri okuyoruz. Sanırım kitabın bütününe hâkim tek bir konu var; Biyolojik ve doğal olanın, toplumsal inşaadan daha önde, daha gerçek olmayacağı görüşüdür. Çalışmanın yersiz uzunluğundan dert yansam da -çünkü, 250 sayfada çok iyi anlatılacak konu, uzatılmışta uzatılmış bana kalırsa- muhakkak okumanız gerekiyor.