...öyle bir an gelir ki, herkesin bir kesinlik olarak gördüğü şey görevini yerine getirmez olur, hareketi kanıtlamak için yürümek, yaşamayı kanıtlamak için nefes almak yetersiz kalır. O andan itibaren her şey sorulara dönüşür ama cevapsız sorulara. Daha dışa vurulduğu an, sorgulamanın yıkıcı olmaktan öte bir etkisi yokmuş gibidir: sorgulayan, gerçeği, kanıtı arayıp bulayım derken olsa olsa kuşkuyla karşı karşıya gelir. Hem zaten sorgulayan ben artık var olduğundan bile emin değilken, nasıl bir sorgulama yapılabilir ki?