Güray Süngü için bir hocam "onun bir kitabını okuman yeterli" demişti. Doğrusu birkaç kitabını peş peşe okuyunca bunun nedeni anlaşılıyor. Kendini anlatıyor Güray Süngü. Erken kaybedilmiş ve yeterince kıymetli zaman geçirilememiş bir baba, iletişim kurulamamış bir anne ve tüm bunlar arasında kendi buhranı ile yüzleşip duran bir genç. Sevdası bile yarım içte söylenmeden kalakalmış yaşanmayı hak etmiş ama yaşanmaya layık olunamamış bir genç. Sağda mı yoksa solda mı durmalı karar verememiş ne tam inançsız ne de tam dindar olan bir genç. Arafta kalma deyimini hayatının tüm alanlarında hakkıyla yaşamış ve okuruna da kitap boyunca yaşatmış. Lakin en azından kitapta daha renkli daha sıcak olamaz mıydı hikaye? Bir de hayatı zaten buhran olanlar için bu kitabı okumak hastalanmak gibi bir hisse neden olabilir. Kendi çıkmazını kitabın çıkmazı ile daha da çıkılmaz hale getirebilir okuyucu. Güray Süngü nün tek farklı sayılabilecek kitabı "insanın acayip kısa tarihi" sanırım. O kitapta da bir yerden sonra buhrana gark edilmek kaçınılmaz. Açıkçası tüm kitaplarını satın almama rağmen belli bir yerden sonra okumadım. Okumak hem bildiğimi tekrarlatıyor bana hem de aynı buhrana geri döndürüyor. Hayatı pür neşe ve şenlik içinde geçenlerin dertlenmek istediğinde rahatlıkla okuyabileceği bir kitap. Diğerleri de öyle.