"Sizler ve bizler, ayrıcalıksız olarak insanlık tarihinde şimdiye dek tanık olmadığımız acımasız ve korkunç bir baskı rejiminin demir ökçesi altında tahtakurusu gibi ezileceğiz" dedi." Bu baskı rejimine hiç düşünmeden Demir Ökçe adını verebiliriz."(s:132)
Jack London bu kitabında Ernest Everhard aracılığıyla ezilen, kimsenin görmediği, yokluk çeken insanları, işçileri yani "uçurum insanlarını" ele almış. Kitapta toplumda oluşan kast sisteminden ve toplumun en üst sınıfının giderek zenginleştiğini fakirlerin ise fakirleştiğini ve bu durumdan rahatsız olmayan daha da çok sömüren oligarşiyi anlatıyor. Ernest'in ileri görüşlülüğü ve söyledikleri her dönemde ezen-ezilen insanların varolduğunu görmenizi sağlıyor. Ernest'in kendi fikri dışında bulunduğu topluluklara -din adamları, burjuva ve üst sınıfların bulunduğu ortamlar- yaptığı konuşmalarda din sömürüsünü din adamlarının din dışına çıkmalarını, zenginlerin yoksaymalarını çok uzağa gitmeden geçmişle, günümüzle ve gelecekle bağdaştıracağınız şekilde anlatıyor. Bunun yanında Ernest fabrikası olan birinin kızına aşık oluyor ve çoğu direnişini bu kadınla yaşıyor. Bu kitabı martin eden gibi bir çırpıda bitiremedim okunması yavaş ama güzel bir kitaptı.