Kitabın konusu aşk ama imkansızlaştırılan bir aşk ve dolayısıyla çokça acı. Kitabı okurken gecirdiğimiz bunalım ve kapatma isteğinin tek nedeni kadının nedensiz bir şekilde(kendine göre nedenleri var tabi) aşkını imkansız bir hale dönüştürmesi ve ruh hali, düşünme şekli. Sevdiği adamdan kendini hem saklayan hemde gösterme çabası içinde olan genç ve güzel bir kızın aşkını ve hatta hayatını kendi elleriyle mahvedişini okuyoruz. Okuyanın içinde keşkeler dolu bir diyar yaratıyor. Aşkın kavuşma isteğinden ibaret olmadığını hatta aşkın verdiği acıya bile aşık olmak olduğunu iyice öğreniyor. Ferhat ve şirinin, aslı ve keremin, Leyla ile Mecnunun aşkı kadar güçlü bir aşk ama tek fark platonik olması. Kitap vadideki Zambaktan daha yorucu çünkü aşk karşılıklı değil. Adamın kadını fark ettiği her anda okuyucu umutlanıyor ama her defasında arkasından hayal kırıklığına uğruyor. Sanki kadın sadece aşk acısı çekmek için yaşıyor. En kızdıran ve bunaltan yanı ise her şeyi ölürken bir mektupla açıklıyor olması ve adamın o zamana kadar her şeyden habersiz yaşaması, öğrendiğinde her şeyin çok geç olması. İnsan, adamın mektubu okurken ki hislerini merak etmiyor değil ama sanırım o adamda her okur ne hissettiyse aynısını hissetmiştir çünkü biz kadının ağzından dinlediklerimizi adamla beraber okuduk bir nevi. Belkide her şey olup bittiği ve müdahale edilemeyecek olduğu için yani yakın bir geçmişte olduğu için bu kadar üzücü ama.