·83 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Mart 2020 22:38 Bir çırpıda okuduğum, akıcı ve harika bir dille anlatılmış bu kitabı herkese tavsiye ederim. Tek kelimeyle farklı, çok farklı bir kitap.
Kısaca söz edecek olursak; kitapta, uzun yıllar Hindistan’da görev alan bir doktorun hikayesini okuyoruz. Yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyen bir kadına, sırf kendinden emin bir duruşu olduğu için yardımı reddeden doktorun pişmanlığını anlatıyor. Kadın ise o kadar gururlu ki, bu uğurda hayatını yok sayabilecek bir kişilik sergiliyor bize.
Konu tamamen içsel bir döngüden kaynaklı ve olaylar da klasik değil, farklı gelişiyor.
“Amok Koşucusu” dilimizdeki “cinnet getirmek” deyimi ile neredeyse birebir örtüşüyor. Bu deyim Türk Dil Kurumu‘na göre; bir an için delilik belirtisi göstermek şeklinde açıklanıyor. Çoğunlukla Hindistan, Afrika’nın bazı bölgelerinde ve Malezya’da karşılaşılan bir durum olarak karşımıza çıkıyor- bir çeşit ruhsal çöküntü. Umutsuz ve depresif bir durumdan sonra bir nedeni olmadan ve en önemlisi işin varacağı sonuçları düşünmeden kim veya ne varsa zarar verme hali olarak karşımıza çıkıyor. Kişi, elinde zarar verecek bıçak, silah vb. nesneler ile zarar vermeye başlıyor ve çevresinde bir insan ya da bir nesne kalmayana kadar koşuyor. Yorgunluktan yorulana kadar, kendisini yok edene kadar ya da bir başkasının kendisini yok edene kadar devam eder. Bu bir ölüme koşuş şekli, Amok Koşucusu. Doktorun da hastasına ulaşmak için neredeyse bir Amok Koşucusu na dönmesinin hikayesidir bu.