Puan vermedi·176 syf.····Okunma: 19 Mart 2020 23:31 Her şeyden önce, kitabın gerçekten kusursuz olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Özellikle de İncil Mitolojisi'ne veya Rönesans Dönemi yaşantısına ilgi duyanlar varsa bu incelemeyi okuyanlar arasında, durmasınlar hemen okusunlar bu kitabı. Kitabı az önce bitirdim ve durmadan hakkında bir şeyler anlatmak istiyorum. Kitabın konusu şöyle: Leonardo da Vinci başyapıtı "Son Akşam Yemeği" tablosunun üzerine çalışırken İsa'nın 12 havarisinden biri olan ve ihanetle bağdaştırılan Yahuda'nın içindeki kötülüğü yansıtabilecek bir suret bulamıyor. O dönem bulunduğu Milano'da Yahuda'nın sureti olarak çizebileceği, 30 gümüş dinara İsa'yı ele verişine denk bir kibre sahip bir insan aramaya başlıyor.
Konusu zaten benim için başlı başına çok ilgi çekici fakat asıl güzel taraflarından biri, dönemin Rönesans yaşantısına mükemmel bir şekilde ayna tutuyor olması. Onun da ötesinde, farklı farklı hayatları tanıma ve onlarla ilgili fikir sahibi olma şansı tanıyor kitap size. Kitabın sonlarına doğru sadece okumakla kalmayıp üzerine epeyce düşündüğüm, benim çok hoşuma giden, bir grup insanın hangi dünya nimetinin kişiye mutlu bir insan olduğu hissi verdiğini tartıştıkları bir bölüm vardı. Bunun üzerine çokça düşündüm; para mı, sağlık mı, arkadaşlık mı, aşk mı, bilgi mi... Cevabı bulmam biraz zor oldu ama bu dünya üzerinde var olan hiçbir şeyin tek başına, bir insanı sonsuza kadar mutlu hissettiremeyeceğinde karar kıldım, daha doğrusu mutlu etmemesi gerektiğinde. Bir insan herhangi bir kategoriye sokabileceği herhangi bir şeyle sonsuza kadar mutlu oluyorsa, hayatında sonsuz memnuniyeti sağlıyorsa, kendi ve insanlar için daha iyisini yapmaya çabalamıyorsa, bu mutluluk ancak bir illüzyon olabilir gibi geldi bana. Tabii bu da başka tartışmaları doğurabilir, mutluluğun ne olduğu gibi ya da kimin mutlu olarak nitelendirilebileceği gibi.
Bu kısmı bir kenara bırakırsak, kitapta birkaç yerde atıf yapılan François Villon isimli büyük Fransız şairle alakalı 'yazarın notu' kısmında verilen detaylar çok hoştu, orayı da okumadan geçmeyin derim :)