Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 27 Mart 2020 00:08 Halil Kut Paşa, Türkiye Cumhuriyeti’ni özgür ve bağımsız bir devletin öncü kadrosunu olarak tarih sahnesine çıkaran nesilden önemli bir simâdır. Yeni devletin öncü kadrosunun lideri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün sınıf arkadaşı, İstiklâl Harbi öncesinin güçlü ve genç lideri Enver Paşa’nın kendisinden iki yaş küçük olan amcasıdır.
Halil Paşa, Osmanlı İmparatorluğu‘nun en bunalımlı döneminde ordu hizmetine katılmış, İmparatorluğun büyük çöküşü yaşadığı bu devresinde büyük fedakârlıklarla hizmet etmeye çalışmıştır. Makedonya’da Sırp, Bulgar ve Yunan çetelerine karşı amansız bir mücadele vermiş, bu mücadelesi ile İmparatorluk içinde büyük şöhret kazanmıştır.
İttihat ve Terakkî Cemiyeti’ne katılmış ve bu teşkilâtın fedai grubunun önde gelen simâlarından birisi olmuştur. Radikal tavrı ve cesâreti O'nu bu konuma taşımıştır. İttihat ve Terakkî içinde siyâsî işlere doğrudan pek katılmamış ve ön plana çıkmamışsa da fedâi kimliği ile cemiyete ve Parti’ye hep sadık kalmıştır .
Halil Paşa, Trablusgarp Savaşı'nın gönüllü komutanlarından birisi olarak buraya gitmiş, Sunisiler ve yerli halk ile güzel bir dialog kurmuş ve İtalyan emperyalizmine karşı büyük bir mücadele etmiştir. Teşkilât ve eylem bazında O’nun Hums cephesindeki faaliyetleri, bölgenin İtalyanların eline geçmesini engellemiştir. Paşa, Balkan Savaşları’nın ikinci devresine yetişmiş ve 10. Kolordu emrinde Gönüllü Çıkarma Birlikleri Komutanı olarak, Bulgar ordusunu arkadan kuşatmış ve geri çekilmesini engellemiştir. Bu başarısı cephedeki Türk Ordusu’nun büyük bir yenilgi almasını önlediği gibi, bu cephedeki savaşın akışını da değiştirmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’nda hep özel görevler yüklenmiş, cepheden cepheye koşmuş, cesareti, atılganlığı ve yeğeni Enver Paşa'nın desteği ile büyük başarılar elde etmiştir. Özellikle 1916 KUT Zaferi, O’nun başarılı savaş grafiğinin zirvesi olmuştur. Kut‘ta esir ettiği İngiliz Generali Charles Townshend ile 13.309 asker ve subay, O’nun zafer tâcı ve belgesi olarak tarihe geçmiştir.
Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, Şark Ordular Grubu Komutanlığı’na atanmış, Kafkas coğrafyasında İngiliz işgâline karşı mücadele etmiş ve Bakü’nün zaptını gerçekleştirmiştir. O’nun bu bölgede aldığı tedbirler, 1919 ve 1920 yıllarındaki mücadeleler icin önemli bir alt yapı teşkil etmiş ve başarıyı getiren faktörlerden biri olmuştur.
Mondros Mütârekesi’nden sonra geldiği İstanbul’da İngilizler tarafından yakalanarak Bekirağa Bölüğü’nde hapsedilmiş ve Ermeni tehcir ve katliamı suçu ile yargılanmaya başlamıştır. 8 / 9 Ağustos gecesi buradan kaçarak Anadolu’ya geçmiş ve Milli Mücadele hareketine katılmak istemiştir. Ancak, Sivas’ta görüştüğü Mustafa Kemal Paşa, O’nu Anadolu’da değil, Kafkasya’da değerlendirmeye tercih etmiştir.
1908’den itibaren birçok kez Kafkasya’ya gitmiş olan Halil Paşa’nın bu bölgeyi, coğrafi, etnik ve siyâsî bakımlardan iyi tanıyan birisi olması dolayısıyla bu tercih gerçekleşmiştir. Halil Paşa’ya verilen görev İngilizlere karşı savaşmakta olan Türkiye’ye mevcut konjoktür içinde yardım edebilecek tek ülke olan Soyvet Rusya’dan para, silah ve cephane yardımı temin ederek, bunları Anadolu’ya ulaştırmaktı.
Halil Paşa, yeni görevi ile geldiği Kafkasya da hem bölgede ki Müslüman ahalinin mücadelesini örgütlemeye çalışmış, hem de kendisine verilen görevin gereğini yerine getirmeye çalışmıştır. Rus yetkililerle defalarca görüşmeler yapmış, temin ettiği yardımları Anadolu’ya ulaştırmıştır.
Halil Paşa’nın Anadolu adına yaptığı yarı resmî temsilcilik, Ali Fuat Cebesoy’un Moskova nezdinde Daimi Büyükelçi olarak atanmasıyla sona ermiştir. Paşa, bundan sonra kendisini 1910’lardan beri adadığı “Turan İdeâli” için çalışmaya başlamıştır.
Ancak, gerek Anadolu’nun gerekse bölgenin konjöktürel gelişmeleri O’nun bu çabalarında beklediği sonuca ulaşmasına imkân vermemiş, O da Anadolu’ya geri dönmek istemiştir. Enver Paşa’nın liderliğinde gerçekleşen ve Berlin-Moskova-Batum ekseninde faaliyet gösteren Yeni İttihatçı Organizasyonu içindeki yeri ve ilişkileri yüzünden Anadolu’ya girmesine izin verilmemiştir.
Halil Paşa, bunun üzerine Avrupa’ya gitmiş, ancak, burada Ermeni terör örgütleri tarafından sıkı bir tâkibe alınmıştır. Çok zor geçen ayların ardından Mustafa Kemal Paşa’nın izni ile Anadolu’ya geri dönmüştür.
Büyük Zaferin ardından Türkiye’ye gelen Halil Paşa, bundan sonraki hayatını sükûnet içinde ve siyâsî faaliyetlere katılmadan sürdürmüş ve 1957’de vefat etmiştir.
Yakın tarihin en büyük olaylarının içinde bulunan ve büyük başarılar kazanan Halil Paşa, tarihin objektif değerlendirmesi içinde hak ettiği yeri alamamış bir şahsiyet durumundadır. En temel ansiklopedilerde kendisine bile yer verilmemesi, ona revâ görülmemesi gereken bir muâmele olmuştur.