·48 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Mart 2020 21:10 Müjde Ar'ın da dile getirdiği gibi.. "Dünya, kadınların vicdanıyla ayakta duruyor." O yüzden vicdanlı bir şekilde yaklaşarak bu sayının incelemesini, klavyemin canını acıtmadan sakin ve optimist bir şekilde yapacağımı temenni ediyorum.
Öncelikle; birçok yazının içinde "kadın" odağını görmekteyiz. 8 Mart farkındalığından mütevellit böyle bir yaklaşımın olması elbette hoş fakat bazı yerlerde, "Acaba bir tık abartılmış olabilir mi?" dedirtti bana. Müjde Ar'ın röportajı hakikaten ufuk genişletici cinsten. Üstelik kendini geliştirme pahasına yaptığı şeyleri böyle naif bir üslupla okumaktan ziyadesiyle keyif aldığımı dile getirmek isterim. Daha öncesinden çok da bilgi sahibi olmadığım bir insana dair aydınlandım az da olsa.
Ececim yine döktürmüş, yazılarındaki gerçeklik ve samimiyet insana kendini pamuk şeker yemiş gibi hissettiriyor.
Orhan Pamuk'un bu yazısını bu sayı için çok da yeterli bulmadım açıkçası. Fakat değindiği hususlar hafife alınır cinsten değil. Yılların birikimi yatıyor elbette ve bunu hissedebiliyorsunuz. İnsanın kendini bulma çabası yüzyıllardır süregeliyor sonuçta. Üstelik öz eleştirileri de takdire şayan.
Muratcım Menteşcim, bu defa da çok keyifli vakit geçirmeme ve bu vakit içerisinde tefekkür seviyemi üst noktalara çıkarmamı sağladı. Basit diyaloglar gibi görünen ve bir çırpıda okunuveren dizeler aslında çok zekice ve isabetli bir şekilde kaleme alınmış. Yine şaşırtmadın,
Çinli insanların maruz kaldıkları önyargıya atıfta bulunulmuş bu sayıda. Hakikaten takdir ettim. Etnik kökenleriimiz bizim birbirimize bakış açılarımızı etkilememeli. Eleştirilerimiz yerinde olmalı, tıpkı savunmalarımız gibi.
Behzat Ç., gerçekten bir klasik zaten...
Sinem Sal'ın bu yazısı, toplum içinde yalnızlaşan bireyin bir feryadı niteliğinde. İnsanların enaniyetleri nirvanaya ulaşmış durumda. Ama "karma" kaçınılmaz.
Bige Önal'ın yaptığı ufak tanışma, karşılıklı sohbet havasında ve öz.
Rewhatcım yine muazzam bir konuyu ele almış. TAŞRA. Sonuçta "İnsan, köklerine topkek yiyerek de ulaşırdı."
Altay Öktem.. Toplumda oluşan önyargının kökenine inmiş bu yazıda. Neden kaynaklandığını, dünyanın neresinde olursa olsun insanların farklı olana duydukları kini o kadar güzel kaleme almış ki. Anlaşılır üslubunun yanı sıra sosyal medyayı kullanış şeklimize de isabetle atıflarda bulunmuş. Sosyal mecra gladyatörlerinin insanların duygularını da hesaba katması gerekir esasında. Kaçımız bunun idrakında? Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında...
Şakayla Karışık Sadri Alışık.. Eski bir İstanbul sokağında, bir kahvehanede çay içer gibi..
Alidar'ım muazzam bir konuya değinmiş. Ben ki paranormal olaylara çok fazla takıldığım şu sıralarda ilaç gibi geldi. Frankenstein..
Cenk Durmazel'in "Şarkılı Sorular" kısmı beni en çok güldüren ve "Harbiden ya, çok mantıklı" dedirten, güzel kısımlardan. Var ol e mi sen!
En çok şaşırdığım kısımlardan birisin Alpaycım.. Sülük mü? Mizahi tarzına bayılıyorum ama.. Neden ki? "Hayat işte, bilemezsin çünkü. Bu işler hep böyledir çünkü."
SESLER kısmı çok düşündürücü ve bir o kadar trajikti.
Ertuğrul Mavioğlu, "Aşk da bir mucizedir." diyerek bu bölümün hem duygusal hem de bilinç farkındalığı açısından güzel bir yazıya imza atmış. Doğum da bir mucize, yaşamak da, yaşatmak da... Sağlam bilgi. Yayalım, kulaktan kulağa..
Dodo Sultan'ın verdiği mesaja bayıldım ya.. Dost ve düşman itemlerini çok güzel kullanıp mukayese etmiş. Üstelik içerikteki muska deneme çabaları da hakikaten övülesi ve gülünesi :)
Yani sevgili okur, velhasıl kelam maksat yeşillik olsun. Okuyun, Okutun. Çav!