·126 syf.····Okunma: 27 Mart 2020 20:12 DİKKAT SPOİLER İÇERİR!
Biraz klişe başlayacağım ama Goethe’nin bunu 2 haftada yazdığını biliyor muydunuz? Kısa bir süre olsa da bana şaşırtıcı gelmiyor. Çünkü onu yazarken hayal ettiğimde 2 hafta boyunca sanki dursa tüm duygularını kaybedecek gibi yazı masasından uzaklaşamayan biri geliyor gözümün önüne. Tüm kitap öyle duygu yüklü ki…
Werther gerçekten de her şeyi uçlarda yaşayan bir karakter. Daha kitabın başlarında doğayı tasvir ederken bile o heyecanını duyumsuyor insan. Şu karantina günlerinde çıkıp kır bayır dolaşasım geldi. Tüm kitap pastoral bir şiir gibi gerçekten. Sanırım Goethe’nin doğa bilimci olması da eserlerini etkilemiş. Ardından da aşkını tüm kalbiyle uçlarda yaşıyor. Kızın konuştuğu uşağı, dokunduğu nesneleri, Lotte’yle ilgili olan her şeyi de aynı aşkla seviyor gibiydi. Bana Mehmet Rauf’un “Eylül” kitabını anımsattı. Her ne kadar bana aşırı gelse de Goethe Romantizm akımını sonuna kadar hissettirdi bence bu kitapta.
Ve kalbindeki bu taşkınlığı, gördüklerinin güzelliğini tam anlamıyla anlatamaması… Sürekli mektuplarında bu sözleri vardı. Yaşadıklarını ve hissettiklerini yeterince iyi anlatamamaktan ve Wilhelm’in aynı şeyleri hissetmeyeceğinden korkuyordu. Onları daha değerli yaptı benim gözümde. Her ne kadar iyi anlatsa da açık bir kapı bırakması olayı gözümde daha dramatik kıldı.
Ah ve sonu… O kadar üzücüydü ki… Neden böyle yazmış Goethe? Tetiği çekmesine rağmen saatlerce yine de hayattaydı Werther. Sanki hayattayken çektiği acı yetmezmiş gibi. Resmen yüreğim burkuldu.
Hep bunu diyorum ama üzerine düşündükçe beni çok çok etkiliyor. Yazdığı dönemdeki insanların da bu kadar etkilenmemesine şaşmamalı. “Werther gibi giyinmek” ya da bu kitaptan sonra intihar vakalarının artması… Etkilenilmeyecek gibi değil gerçekten.