Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 31 Mart 2020 23:47 Bir haftalık ömrünüz kalsa ne yapardınız?
Hep sorulan bir sorudur demi bu. Hepimiz ertelediğimiz şeyleri yapmaya başlardık dimi hep. Sevdiğimizi söylerdik. Gitmek istediğiniz yerlere giderdik belki de. Peki ya bunun bir hafta öncesinde zaten intihar edip ölmek için çabalayan biri iseniz?
Veronika ise "Ah ne güzel demek ki isteğimi bir nebze olsun başarmışım." demişti.
Her şeye sahip olan bir kızın tek düze hayatından sıkılıp intihar etmesiyle başlıyor hikayemiz. Veronika ölmüyor ve onu bir tımarhaneye yatırıyorlar ordaki doktor onun bir haftalık ömrü kaldığını söylüyor. Ve Veronika asıl o zaman anlıyor ömrünün değerini. Aşık oluyor, delilik adı altında her istediğini yapıyor ve yaşamanın zevkine varıyor kızımız.
Bu kitapta sadece Veronika değil tımarhanedeki bir çok kişinin hayat hikayesine de tanık oluyoruz. Delilik üzerine de bir hayli düşünüyoruz bu yönüyle de bir hayli felsefik bir kitap. Biz zaten Paulo Coelho yu bu yönüyle sevmiyor muyuz zaten usta bir öğretici. Kitapta da çok kısaca dahil oluyor hikayeye ama asıl bu hikaye onun kendi hayat hikayesi. Çünkü bir zamanlar o da tımarhaneye yaratılmamış mıydı? Evet bunu öğrenip okuyunca daha bir farklı bakıyorsunuz hikayeye.
Neyse merak edenler için Veronika ölmüyor ama nasıl hayatta kalmayı başarıyor? İşte orası tam da ders alınması gereken yer.
Son olarak kitaptaki en sevdiğim söz.
"Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani başkalarından farklı olanlar."
Evet hepimiz şu veya bu biçimde deliyiz.