Aldığımız kararlara eşlik eden "niçin"in "çünkü"sü yoktur. Tam tersine, "çünkü"yü açıklayan mantığın oluşmasına neden olan şey, yapmış olduğumuz seçimdir ve bir seçim yaparken, o seçimi yapmış olmamıza bir de neden yaratırız. Seçim, Kierkegaard'ın vaktiyle "kader sıçraması" dediği yoğun bir özgürlük anında yapılmıştır. Bu nedenledir ki varoluşçu psikiyatri "neden"lerle değil, "nasıl varolmakta olunduğu"yla ilgilenir. Ancak Kartezyen düşünceye şartlandırılmış olan zihinlerin böyle ucu açık durumlara tahammülü yoktur. Mantıksal bir çıkarsama mekanizması derhal devreye girerek her şeyi bir an önce sonuca bağlamak ister. Böyle bir şartlandırılma sonucu pek çok insanın yaşayabilecekleri, yaşanamadan, mantıksal bir çerçeveye hapsedilerek kurutulur.