·365 syf.····Okunma: 30 Mart 2020 12:50 Arthur C. Clarke, bilim kurgu türünün Isaac Asimov ve Robert Heinlein ile beraber en önde gelen isimlerinden biri olan, İngiltere 1917 doğumlu bir yazar.
2001: Bir Uzay Efsanesi, yazarın en bilindik eseri, herhalde bunda Stanley Kubrick'le beraber filminin yapılmasının oldukça büyük etkisi var. Yayınlandığı dönem ve sonrasında çok uzun bir süre boyunca en iyi filmlerden birisi olarak görülmüş, kitabını okumadan önce Youtube da birkaç sahnesine denk gelmiştim ve "bu neyin kafası abi?" deyip kitabını okumaya karar verdim, yaklaşık 5 gün önce 4 kitaptan oluşan serinin ilk kitabını okuyarak başladım ve bugün seriyi bitirdim. Bu incelemeyi bu kitapla beraber tüm serinin incelemesi olarak düşünün, keza serinin her kitabı açıkçası bir inceleme haketmiyor, nedenine geleceğim.
Seriyi veya kitabı okumaya başlamayı düşünenler şunları göz önünde bulundursunlar;
Öncelikle kitabın asıl meselesi, insanoğlunun evrendendeki tek akıllı yaşam formu olup olmadığı, şayet değilse, insanın başka bir yaşam formu sayesinde bilincini evirdiği(evrilmek, evrim) olasılığını(düşüncesini) ele alması. Kitap bilim kurgu türü olduğu için ve dönemine göre insanoğlu konu hakkında çok az bilgi sahibi olduğu için yazar üstte bahsettiğim teoriyi (kurguyu) genel hatlarıyla verip ayrıntıları kısmış, bunda kitabının çok fazla kurgu olarak gözükmemesini istemesi etken sebep olabilir, kurgudan kısınca da kitap büyük oranda bilim, küçük oranda kurguya dönmüş. (Ve kitapta bilimin ağır basması da aşağıda bahsedeceğim şeye sebep olmuş)
Öteki önemli bir nokta ise Asimovun kitaplarının aksine, kitaplarda olaydan çok, durumun ön planda olması, yani okuyucuyu bekleyen (4kitapta da) aman aman sürprizler yok (var olanların çoğu da ilk kitapta). Çok nadir olarak kendinizi gerçekten şimdi ne olacak acaba derken buluyorsunuz, bunda yazarın kitapta adları 2kere duyulmuş dolayısıyla pek de umursamadığınız karakterlerin bile hayatlarından gereksiz gereksiz anıları anlatması ve bunu sürekli hale getirmesinin büyük rolü var. Ve bu benim gibi olay okuyucularını sıkabilir, şahsen benim için epey can sıkıcıydı ve 4kitapta da aynı şeylerin tekrarlandığını, hatta her kitapla beraber bunun artarak devam ettiğini de belirteyim. Her bir kitabın neden ayrı ayrı incelenmesine gerek olmadığını söylememin sebebi de bu, olay bakımından neredeyse hiç birşey gerçekleşmiyor.
4 kitabın her biri, gerçekleşen ve kitapların çok az sayfasını işgal eden küçük olaylar + çoğu tarihi geçmiş astronomik bilgiler, ve 50yıl öncesinden yapay zeka, programlama, uzay teknolojisi vs alanlarında gelecekte gerçekleşeceği düşünülen yeniliklerden oluşuyor. Ve bu durum bu kitabın okunmasında ne gibi bir amaç olabilir sorusunu akıllara getiriyor, keza 50yılda çok şey değişir, bugün, 2020yılında bile 2061 yılını tahmine kalksak en iyi tahminlerimizle dahi 2061 yılına geldiğimizde yapılan tahminle gerçeğin arasında uçurumun olduğunu görürürüz, ki kitabın tahminlerinin 1970li yıllarda yapıldığını hatırlatayım. Demeye çalıştığım bu kitap gelecek tahmini için mi okunabilir? Hayır 2020yılından, gelecekte bahsigeçen alanlarda gerçekleşebilecek yenilikleri merak ediyorsak güvenilir kaynaklardan konuyla alakalı güncel haberleri, tahminleri takip edebiliriz, kitapları okuyabiliriz.
İçindeki zengin ve okuru hayretler içerisinde bırakabilecek olaylar zinciri yüzünden mi okunur? Bunu istiyorsaniz Asimov okuyabilirsiniz keza bu kitaplar göz önüne alındığında cevap yine hayır, kitapta pek fazla olay gerçekleşmiyor daha önce de söylediğim gibi.
Yani bence bu kitabı okumanızın tek mantıklı açıklaması benim gibi bir bilim kurgu manyağı olmanız, şayet değilseniz Yalnızca ilk 2kitabı okumanız yeterli.
Hatta ilk kitabı okusanız bile yeter.
İlk 2kitap 8/10
Son 2kitap 6.5/10
Son olarak, yazar seri boyunca her kitabınının girişinde "bu kitap bir önceki kitabın devamı değildir" anlamında birşeyler yazıyordu, lakin olaylar ve kişiler anladığım kadarıyla birbiriyle bağlantılıydı. Takıldığım şey acaba neden böyle birşey yazma gereksinimi duydu?