Kitabı okumamın üzerinden aylar geçti ama Büyük Doğu Okumaları isimli bir okuma grubu için bir inceleme yapmam gerekiyordu. Buraya da eklemek istedim.
Mukaddes Emanet, Üstad Necip Fazıl'ın I.Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'ten yaklaşık 40-50 yıl sonralarına kadar geçen sürede gelişen olaylarla birlikte değişen Anadolu insanları arasındaki kuşak çatışmasının anlatıldığı bir piyesidir. Anadolu insanının bir türlü sahiplenemediği kendi derdini, şuurlandırılamayan Anadolu derdini ve "Mukaddes Emanet"i nasıl unuttuğunu hatta unutturulduğunu kuşaklar arasındaki farkla gözlemleyebiliyoruz.
Eser, 20 yaşlarında bir genç olan Abdullah'ın, babasının öğütleri ve vasiyetleriyle kendi soyundan imanlı, şuurlu ve Mukaddes Emanet'e sahip çıkacak insanlar yetiştirme gayesinde olduğu bir dönemle başlıyor ve 80 yaşlarına kadar devam ediyor. Oğlu ve onun soyundan gelenler Abdullah'ın beklediği evlat olamamışlardır. Fakat kızının soyundan gelenler Abdullah'ın ümitli olduğu evlatlardır.
Eserdeki "Avrupalı kızağından inme, Kaptanı yahudi, çarkçısı mason, tayfası dönme, rotası dinsizlik, hürriyet gemisi" tabiri dikkatimi çekti. 'Hürriyet' naraları atan gençlerin kendi öz ruhundan, ahlakından, kültüründen, maneviyatından nasıl uzaklaştırılıp kandırıldıkları görülüyor. Hürriyet dedikleri şeyin aslında İslam'da olduğundan bihaber vaziyette, Osmanlı'nın -güya- istibdatından kurtuluşu Batılılaşmada buluyorlardı. Avrupa kültürü ile Anadolu insanını küçümsemekten de geri kalmamışlardır.
Yine eserde Abdullah'ın babasının, Abdülhamid'i devirenlerin Abdülhamid düşmanı Türkler değil, İslam ve Türk düşmanı köksüzler olduğunu ve bunun bedelini onlar değil, bütün bir milletin ağır bir şekilde ödeyeceğini söylemesi de dikkatimi çekti ve bu sözlere hak verdim.
Genel olarak Üstad'ın bu eserinin, bir önceki okuduğumuz kitap olan Ahşap Konak gibi; kuşak çatışmasını, kültür yozlaşmasını anlatması açısından çok dikkat edilmesi ve ders çıkarılması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Mukaddes Emanet'in her daim sahip çıkanları olmak duasıyla...
Ayşenur Memiş