Çok önce okumuş olduğum ve hayatından çok, yaşama geçirilmemiş hayallerine hayran olduğum (hayatına bakacak olursak, sarhoş baba,hasta anne yatılı okullarda geçen yalnız çocukluk bitmeyen depresyon epilepsi ve şizofren atakları) Dostoyevski yi bir vaka inceler gibi okuyup incelemek alışkanlık haline geldi bende. Dostoyevski Mantıksal İntiharı açıklarken insanlar bu güne kadar kendilerini öldürmemek için Tanrı yı icat ettiler diyerek kendini yok etme düşüncesini savundu. Böyle bir çocukluk böyle bir hayat yaşadıktan ve dayanak olarak kimseyi göremediğinde başka ne düşünürdü(!) bilemiyorum. Yazdığı eserlerinde yer alan yaklaşık 17 karakter kendisini öldürmüştür. Hep arayış içinde olan ve bir türlü adını koyamadığı mutsuz huzursuz bir hayat süren Dostoyevski zeki bir insandı ama bu zekasını bir mirasyedi gibi kullanıyordu her kitabında ve özellikle yaşamında. Bu kitabında olduğu gibi hayaller dünyasında zevk içinde yaşadı ama gerçek hayatta yaşamdan zevk almayı başaramadı. Mücadelene sabrına hayaline kalemine ve özellikle psikolojine sağlık Dostoyevski