Cengiz Aytmatov’un okuduğum ikinci eseri ve neden daha önce okumadığımı kendime sorgulattı. Bir kadın ve içini dökebileceği yalnızca bir tarlası var. O tarla her şeye tanık olup birde o kadından dinliyor. Savaşın patlak vermesiyle köyün gençleri cepheye gidince, yavaş yavaş tüm yükü üstüne alan bir kadın ve onu hep dinleyen toprak parçası –Toprak Ana- kalır. Onların arasındaki konuşmalara şahit olurken savaşı, savaşın açtığı yaraları, yarım kalışları ve acıları okuyoruz. Döneme ait zorlukları, bir kadının nelerle savaşabileceğini, nelere gücünün yettiğini gösteren harika bir kitap. Bence tavsiye edebileceklerimin arasında en güzelidir.
Keyifli okumalar diliyorum…