Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 16 Nisan 2020 15:08 “...”Ölen bir kadınsa, kocası gelip kafanıza bir sandalye fırlatır,” diyerek kesin bir şekilde onayladı Doktor Plonski ve hatta güldü. Hepimiz güldük, her ne kadar klinikte havada uçan bir sandalyenin pek gülünecek bir bir yanı olmasa da.”
Doktorluğun değişmez gerçeklerini, kimi zaman başka hiç bir meslekte duyamayacağınız insani tatmini, kendinle gurur duymayı; kimi zaman yorgunluğu, sorumluluk duygusundan bıkmayı, insan olduğun için her şeye gücün yetmediği zaman duyduğun çaresizliği, bazen hastalıkla çoğu zaman cahillikle uğraştığın için hastalara yönelttiğin öfkeyi, kendini düşünmek isterken dayanamayıp nedeni bilmeden yaptığın fedakarlıkları, uykusuz geceleri, yemek yiyemeden geçen günleri biraz hicvederek biraz saygıyla sıkmadan uzatmadan Bulgakov anlatabilirdi ancak.
Yazıldığından bu yana 100 yıl geçmiş coğrafya değişmiş ama bu duygular değişmemişken, pandemi varken, sağlıkta şiddet yasasının yasalaştığı bu günlerde okunması çok daha önemli, okuyun, okutun!
“Aynaya bakıyorum da geçen yılın bıraktığı izleri görüyorum yüzümde. Gözlerim daha sert, huzursuz bakar olmuş, ağzım da daha kendinden emin ve erkeksi... Burun kemerimin üzerindeki kırışıklık sonsuza dek var olacak tıpkı anılarım gibi.”