·80 syf.····Okunma: 16 Nisan 2020 22:07 Hafif zırhlı süvari alayında Avusturyalı yedek üsteğmene ait bir anıyı okuyoruz bu kitapta. Uzun bir öykü türünde. Kitabın adı aslında tam olarak konumuz. Olağanüstü bir gecede yeniden doğuş, kendini bulma hikayesi.
Zengin, gündelik hayatı burjuva rutininden ibaret olan üsteğmenimiz o gün ne için çıktığını bile bilmeden evden çıkmış, karşısına çıkan ilk faytonu çevirmiş ve faytoncunun "Yarışlara, öyle değil mi saygıdeğer baron?" sorusu üzerine aslında o gün için unutmuş olduğu, tüm Viyana sosyetesinin buluştuğu at yarışında kendini buluyor. O gün, farkında olmadan kendini bir suç işlerken buluyor ve o andan itibaren hayatı bambaşka bir yöne evriliyor. Bu suç işleme duygusu ve yaşadığı heyecan ona farklı şeyler hissettirmeye başlamıştı. Eve döneceği vakit artık sabah çıktığı evde yaşayan adamla aynı kişi olmadığını fark etti, insanların arasına karışmak ve durgunluğunun nedenini anlamak istemişti. Karşılaştığı insanlar sanki ondan uzaklaşıyor gibiydi. Birilerine yaklaşmak, konuşmak istiyordu, gecenin sonuna doğru ilk kez birinin dikkatini çekmişti. Ancak durum sandığından biraz farklıydı. Karşılaştığı olaylar zincirinde kendi benliğini bularak adeta yeniden doğuyordu olağanüstü bir gecede...
Bu kitap hakkında söyleyebilecek o kadar çok şeyim var ki.. Hayatında olağanüstü bir gece yaşayabilen insanların her zaman çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Diyor ya hani "Bir kez kendini bulan birinin bu dünyada artık kaybedecek bir şeyi yoktur." Doğumumuzdan ölümümüze kadar geçen süre içinde sürekli bir arayış içindeyiz. Kendimizi, duygularımızı, düşüncelerimizi... Sürekli aslında kim olduğumuzu, neden var olduğumuzu sorgularız. Bu sorular karşısında insan cevap verebildiği takdirde artık bambaşka bir yola giriyor. Gerçek kimliğimizi, gerçek duygularımızı bulabildiğimizde hayattan daha çok zevk almaya başlayarak çevremizdeki her şeye daha fazla dokunuyor oluyoruz. Kitapta aktarılan psikolojik durum o kadar kusursuz, cümleler o kadar saf ve derin ki kendi günlüğümü okuyor gibiydim sanki. Ben kitap okurken yaşanan olay örgüsü yanında karakterlerin psikolojilerini, düşüncelerini okumayı daha çok seviyorum. Benim için onlar daha anlamlı daha etkileyici oluyor. Bu kitapta bunu fazlasıyla okuyabiliyorsunuz. Hatta öyle ki kitabın başlangıcında hakkında şöyle bir not bulunuyor; "Aşağıda okuyacağınız notlar, Baron Friedrich Micheal von R.'nin 1914 sonbaharında hafif zırhlı süvari alayında Avusturyalı yedek üsteğmen olarak Rava Ruska Muharebesi'nde şehit düşmesinin ardından, yazı masasındaki mühürlü bir paketin içinde bulundu. Başlığa ve bu sayfalara üstünkörü bakıp akrabalarının sırf edebi bir çalışmasının söz konusu olduğunu sanan ailesi, gözden geçirmem için notları bana ileterek yayımlanmaları konusundaki takdiri şahsıma bıraktı. Şahsen ben bu sayfaların asla bir hayal ürünü bir öykü olduğunu sanmıyorum, bilakis tüm ayrıntılarıyla müteveffanın hakikaten başından geçen gerçek bir yaşantı olduğunu zannediyorum ve kendi ruhunu ortaya koyduğu açıklamalarını herhangi bir değişiklik ve ekleme yapmaksızın, sırf adını gizlemekle yetinerek yayımlıyorum." Bu hikayenin gerçekliği beni daha fazla etkiledi. Benim için mutlaka okunması gereken ve dönüp dönüp okuyacağım kitaplar arasında. Son olarak şunu söylemek istiyorum; mavi kuponun, kendini arayan herkese doğru uçmasını ve ayakları dibinde durmasını dilerim. :)