·320 syf.····Okunma: 19 Nisan 2020 19:56 Oscar Wilde estetiğe olan aşırı ilgisiyle bilindiği için pek şaşırmıyorum ona yakışır bir başlangıç oluyor. Ressam Basil ve Lord Henry karşılıyor bizi, konuşmaları ressamın sürekli çizdiği kişi Dorian ile alakalı oluyor. Lord Henry bu adama karşı olan ilgisini anlamıyor haliyle, ta ki Dorian Gray’in kendisini görene kadar. Ondan önce dönemin şartlarına göre oldukça cüretkâr bazı şeyler var. Basil’in Dorian’a olan ilgisinin hayranlıktan daha fazlası olması gibi. Victoria dönemini eleştiren bir kitaptır ayrıca-ki zaten kitap çıktığı dönem ingiltere’de yasaklanmıştır. Wilde’ın yazdığı tek roman olmasının yanı sıra mükemmel bir kitaptır. İçeriğindeki hedonist algının oldukça fazla işlenişi yaptığı betimlemelerle sanki bir moda sanatçısının evine ziyaret etmişsiniz hissini uyandırır ve o büyülü dünyanın içine alır.
Lord Henry ile Oscar Wilde’ı bütünleştiriyor. Peki, Dorian’ın zamanla kapıldığı sefih yaşam tarzından dolayı tablonun değişmesi ve ruhunun ne hale geldiğini göstermesi… Bu fırsatlar bize verilseydi biz hangisini seçerdik? O dönemde kitabın eleştirilip yasaklanması ahlakçılıkla suçlanması ve eşcinsel olduğu için Wilde’ın hapse girmesi tüm bunları ele aldığımızda kitap bize o dönem insanının özgürlüğü kaldırmaya gücünün olmadığını gösterir.
Kitap felsefi ve psikolojik değerlendirmelerin yapılması bakımından oldukça düşündüren hayatı sorgulatan bir eserdir. Böyle bir kitap yazdığı ve Dorian Gray gibi birisini hayatımıza soktuğu için bile Wilde’a sonsuz bir saygı duymaya yeter. Son olarak yazıma Wilde’ın "toplumun ahlaka aykırı saydığı kitaplar topluma kendi ayıbını gösteren kitaplardır." Sözünü alarak bitiriyorum.