Gönderi

Sarmaşık sokakta kaybolmak
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2020 71. kitabı
Yazarın hikaye kitabının giriş bölümü MIRNAV başlığıyla bile bende heyecan uyandırdı. Sarmaşık sokak ve bu sokağın tasviri oldukça başarılıydı. Son derece başarılı hikayelerin geleceği belli etti kendini..Sırayla hikayeleri incelersem Annenin kaderi,kızının kaderidir demiş’’ AGAVNİ hikayesinde..Agavni ve annesinin çileli yaşamı kısa ve oldukça samimi anlatılmış. Haçik Nimet’i,,,Behruz bizim Agavni’yi güzel sevmiş. Farklı kültürlerin aşk hikayesi ağır basmış bu bölümde. Minnet,saygı,sevgi,aşk,müşterek bir geçmişin bağladığı bu kişiler.Agavni’yi tanıdık. İyiki de tanıdık. Açıkçası benim hikayede sevdiğim kişilerden biri de Gülizar… Nefret ağır yüktür,yaşam kısa bu yükü taşımam diyen Gülizar iyi yaptı. Kendisini çok seven ondan ilgisini sevgisini hiçbir zaman eksik etmeyen kocası Cevat Bey’in yasak aşkı Münevver ve kızı Fatma’ya sahip çıktı. Cevat Bey’in ölmüş olması tabi ki bu süreçte en önemli etkendi. Yalnızlıktan korktu belki de ama Fatma onun gülümsemesini sağladı.Yüce gönüllüğü ortaya çıktı.Çuvaldızı kendimize batırıp aynısını yapar mıydım diye sorgulamadım değil kendimi. Agavni’nin falcı olduğunu da öğrendik bu hikayede.Mahallede herkesin fallarını yoran bu konuda başarılı olan Agavni bu hikayede falcılığını iyi konuşturamamış. Falları bilmiş ama Münevver’le Cevat’ın yardımla başlayan ilişkilerinin sonunu bilememiş.Olmadı Agavni olmadı dedim kendi kendime Hikaye kitabına damgasını vuran farklı kültürlerin yaşadıkları aşk hikaye kitabının özünü oluşturuyordu. Eleni ve Recep aşkı çıktı karşımıza.Sarmaşık sokağın bu aşkları nasıl sahip çıktığı. 6 7 Eylül olaylarında bu aşkları ve komşulukları nasıl koruduğu hikayenin merkezindeydi.Keşke bütün sokaklar böyle yapsaydı o dönemlerde. Toplum olarak yaşamak istemediğimiz bu olaylar yaşanmazdı Bu kitapta en çok sevdiğim bazı anlamını ve lisanını bilmediğim kelimeler ve bu kelimelerin etrafında oluşan sımsıcak hikayeler. Farnupıa mesela bunlardan biri. Kırk yıl düşünsem bu kelimeden bir tatlı adı çıkacağı ve bu tatlının aslında hüzünlü bir hikayeye malzeme olacağı. Ah Nurhayat Ah…Ne vardı o kadar özenecek. Bu kadar lükse merak salacak. Gencecik yaşta gelinlikli tabutlara girecek. Üç gün yatak dördüncü gün toprak diyen babanı keşke bu şekilde ölümüne sebep olamayaydın. Ugruna inandığın ve son defa seni kendine getiren o kek meğer ne acıymış….Vah ki ne vah Farnupıa’yı okuduktan sonra ARCHİELAGO hikayesine geçerken eyvah dedim yine trajik bir hikaye. Bu anlamını bilmediğim kelimelerin altında çok acı hikayeler çıkacak derken meğer Burgaz Adanın eski ismiymiş bu kelime.Ben şok ben hayal kırıklığı. Niye acı bir hikaye yok demeler sanırım dram okumayı bendeniz kadar seven yokturİşin özü bu hikayeyi vasat buldum. Eleni ile Bozaada’ya gidesim gelmedi.En vasat hikayeydi. Türk ve Rum muhacirleri Samaşık sokakta yerini almış. Ne hümanist bir sokakmış. Yanyalı aneeynemiz in ve torununun yolları Eleni ile kesişmiş bu hikayede. Ortak acıların birleştirdiği bu tipler hikayede değil de romanda anlatılsaydı yaşadıkları acılar dillenseydi ne muhteşem olurdu. Dinlemek isterdim romanda aneynenin yaşadıklarını yalan yok…hele ki bu kültürlerin acılarının dillendiği türküler bu kültürlerin tatları Sarmaşık sokaktaki bu kısa hikayede bile bizi kendine çekti… TAHTABOŞ….yine bir nesne etrafında şekillenen trajik bir aile hikayesi. Feride'nin acıları dillenip bize kadar geldi gelmesine ama bu hikayenin sonunu beğenmedim. Sonu diğer hikayeler gibi açıkça verilmemişti. Mustafa’nın ölüm şekli anlatılmadı. Diğer hikayelerde aramaya çalıştım Mustafa’ya avda ne olduğunu ama bulamadım. Tahtaboş ve müştemilat birbirlerini tamamlayan iki hikayeydi. Mahmut Bey ve ailesi gelinleri Sabriye çok başarılı resmedilmiş. Bu hikayede mutluluğun hiçbir zaman hayatlarımızda baki kalamayacağı hep bir sınavla karşı karşıya kaldığımızı Sabriye ile anlatmış bize yazar. Nasıl cıvıl cıvıl bir gelindi öyle… Gülsün’ün trajik hayatı Sarmaşık sokakla yollarının kesişmesi yine hikayenin en etkileyici bölümlerinden biriydi. Asılda çok benzettim Gülsün ile Gülizar’i…Biri kardeşinin diğeri kocasının hayatına giren bir kadınların çocuğuna sahip çıkarak hayata tutundular. Mutsuzluklarına meydan okuyuşları etkileyici idi. Yalnız kalmak istemediler.Ama Gülsün’ün barınacağı bir evi bile yoktu.Hacı anne gibiler hep olsun etrafımızda dedirtti bu hikaye... Zilha da tıpkı Agavni,Gülsün,Gülizar gibi hayatına keder bulaşmış kadınlarımızdan biriydi. Büyük bir varlığın akabinde kaybettiği kocası ve o debdebeli hayat sonrası yaşadıkları diğer hikayeler gibi çok hüzünlüydü. Acılarıyla,dertleriyle içtikleri kahvelerle tattıklarıyla misafir olduğumuz Sarmaşık Sokağı çok sevdim. Gülsün,Agavni,Zilha hep birbirlerinin dertlerini hem de 1950’deki ülkenin dertlerine merhem oldular. Kiliselerin yakıldığı, gayrimüslimlerin evlerinin ve dükkanlarının yağmalandığı o geceyi yaşadık. Kore Savaşı ile ruhunu kaybeden Mustafa’yla o yılları yad ettik. Gün tekrar bir olma günü gün geçmişin kötü anılarından ders alıp farklılıklarımızla güzel olduğumuzu bilme günü…
1000Kitap
Gülsün, Ağavni, ZilhaTomris Alpay · Aras Yayıncılık · 201939 okunma
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.