·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Nisan 2020 11:58 Yok oluş
Jeff Vandermeer
Yok oluş kitabı bilimkurgu dalında Locus’a aday olup en iyi roman dalında ise Nebula ile Shirley Jackson ödüllerine layık görülmüş. Okurken içinizi merak ve korku karışımı bir his kaplayacak. Zaten romanın ana karakteri de gittiği bir keşif görevinde sürekli bu korku ve bilimsel merak, öğrenme, bilme güdüleri arasında gidip gelecek. 2018 yılında kitabın filmi de yapılmış en sevdiğim aktrislerden Natalie Portman oynuyormuş. Yokluğun gözü kör olsun,neyse umarım bir gün izleyebilirim.
231 sayfalık kitabı elime aldım hiç bırakmadan soluksuz okudum. Her kitap böyle sürükleyiciliği ve merakı ayakta tutamaz yazarın emeğine yüreğine sağlık.
Kitapta dünyada ortaya çıkan garip bir bölgeden bahsediliyor. Ormanlık bir alanda, deniz kıyısında bir yer burası. Bu yere “X Bölgesi” adını vermişler. Burada garip olaylar oluyor ve hükümetler de burada ne olduğunu öğrenmek için alanında uzman kişilerden oluşan keşif ekipleri gönderiyorlar. Buraya gelen bir ekip üyelerinden birinin anlatımından dinliyoruz olayları. On ikinci ekibin tamamı kadın ve biri psikolog, biri antropolog, biri haritacı ve sonuncusu da bir biyolog. Bize başından geçenleri anlatan ise biyolog. Sonuna kadar hiçbirinin ismini bilmeyeceğiz. Gittikleri yerin ismi X Bölgesi olduğu gibi bu ekip üyeleri de X kadınlardır. Bölgeye uygun olarak adları da yok. Biz de hep onları biyolog, antropolog gibi isimleri ile bileceğiz.
“X Bölgesi’ne gelen ikinci ekip üyelerinin silahlarla intihar ettiklerini ve üçüncü ekibin üyelerinin de birbirlerini vurduklarını biliyorduk. Üstlerimiz ancak üst üste birkaç keşif gezisi sıfır kayıpla sonuçlandıktan sonra tekrar ateşli silah kullanımına izin vermişti. Biz on ikinci keşif ekibiydik.” (s. 23)
Aslında daha sonra buraya neredeyse körü körüne geldiklerini öğreniyoruz. Hükümetler, bildiklerinden çok azını gönderilen ekibe anlatıyor. Onlar da neyle karşılaşacaklarını pek bilmeden buraya geliyorlar.
Bildikleri şeyler arasında X Bölgesi’nde daha önce bir köy olduğu, burada bir deniz fenerini bulunduğu var. Ancak geldikleri ilk gün, daha önceki ekiplerin de kamp kurdukları alanın yanında yere doğru inen bir yapı ve merdiven olduğunu öğrenirler. Biyolog buna hemen kule adının verir. Tek fark, bu kule gökyüzüne uzanmıyor, tam tersi yerin derinliklerine doğru ilerliyor. İlk keşif ekibi orasının ceneti andıran bir tabiata sahip olduğunu raporlamıştı, ikinci keşif toplu intiharla sonuçlanmıştı, üçüncü ise ekip üyelerinin birbirlerine doğrultukları silahlardan çıkan kurşun yağmuruyla. On birinci keşif ekibinin üyeleri geriye eski halerinden arta kalan gölgeler halinde dönmüş ve birkaç hafta içinde hepsi kanserden ölmüştü. 12. Ekibin başlarına neler geldi okuyun derim böyle bir kurgu kaçmaz arkadaşlar.
Keyifli okumalar
Sağlıcakla ve dostlukla kalın
Gürbüz Deniz