Puan vermedi·303 syf.····Okunma: 24 Nisan 2020 14:59 Bundan bir sene önce bu kitaba ön yargılı bir şekilde yaklaşıp kitabı okumamıştım. Fakat bu yıl yaşadığımız durumlardan da ötürü kitabı okumaya karar vermemle kitabın dünyasına dalmam yalnızca birkaç dakika içerisinde gerçekleşti. Albert Camus'un kalemi kişiyi duygusal yönden etkilemekle kalmıyor, kişinin zihin dünyasını kente götürüp Veba salgınıyla mücadele ettiriyor ve tüm kentlilerin sevincine, hüznüne, acılarına ve umutsuzluklarına ortak oluyordu.
Yazarın en önemli yapıtıdır.1940'lı yıllarda kentte farelerin ölmesiyle baş göstermiş bir salgın anlatılmaktadır.
Bu beklenmedik Veba salgını tüm kenti umutsuzluğa boğar. Doktor Rieux'a göre umutsuzluğa alışmak umutsuzluktan beterdir. Bu zorlu, atlatılması güç olan salgında Doktor Rieux başta olmak üzere Tarrou ve Grand'ın mücadelesi kente umut olur. Öte yandan Rahip Paneloux'a göre bu salgının ortaya çıkmasında ki asıl etken insanların günahlarının bedeliydi.
Veba salgını, günlerin ve ayların geçmesiyle daha da kontrol edilemez bir hal almıştı. Ölümler günden güne artıyor, Valilik cesetleri gömücek yer bulamıyordu. Bunun yanı sıra diğer bir zorlukta kentlilerin sevdiklerinden mahrum kalmasıydı.Veba sevme gücünü hatta dostluk duygusunu herkesin elinden almıştı.
Kitabın sonunda havaların da soğumasıyla ölüm oranlarında bir düşüş gözlemlenmiş ve veba kenti yavaş yavaş terketmeye başlamıştır. Bu yolda gönüllü olup sonuna kadar savaşan Tarrou, vebaya yakalanıp bu savaşa yenik düşmüştür. Vebanın kenti tamamen terketmesiyle birlikte herkes tarif edilemez bir sevince kapılmıştır. Artık kentte hayat normale dönmüştür.