Puan vermedi·704 syf.····Okunma: 22 Nisan 2020 12:50 Kral Katili |4/5|
Modern fantastik kitap serileri arasında feminist fantastik kitap serisi olarak anılan ve kendine öyle yer bulan Empirium üçlemesinin ikinci kitabı olan Kral Katili, 2020’de okuduğum en uzun kitaplardan biri olabilir. Henüz yılın daha dördüncü ayındayız ama öyle bir hisse kapıldım. Su gibi aktı, uzun olduğunu hiç hissetmedim gibi yorumlar da yapamayacağım sayfa sayısının yüksekliğini gerçekten de hissettim.
Empirium üçlemesinden kısaca bahsetmek gerekirse; iki kadın karakteri odak noktasına alan ve paralel bir anlatım ile bize farklı zamanlardaki iki karakterin macerasını anlatan bir seri. Bir tarafta büyülerin yoğunlukta olduğu Rielle’nin, diğer tarafta ise makinelerin ve tüfeklerin yoğunlukta olduğu ve büyüye batıl inanç gözüyle bakılan Eliana’nın tarafı var.
İlk kitap olan Öfkelidoğan’ın kaldığı yerden devam eden kitap, bizi uzun bir maceraya sürüklüyor. Ancak, bu kadar uzun uzun anlatılacak ne vardı kitapta, bence yoktu. Ben seriyi seviyorum, yaratılan dünyayı da seviyorum. Yalnızca daha kısa bir sürede anlatılabilirdi bence bu kitapta yaşananlar. Yazar’ın sayfalarına kıyamadığını düşündüm. Belki de bu kıyılmış halidir, o zaman belki de şükretmeliyim. Üçüncü kitap bundan daha uzun olmaz umarım.
Elbette iki farklı zaman dilimini anlattığı için çok da kısa olmasını bekleyemeyiz ama yaşanılan maceraların da sayfa sayısını karşılaması gerektiğini düşünüyorum. Grisha üçlemesinde de aynı şey başıma gelmişti. İkinci kitap ilk kitaba göre daha ‘doldurma’ (filler) idi. Ha ama bu Grisha üçlemesinden çok daha iyi bir üçleme, üçüncü kitabı bilmiyorum gerçi ama üçüncü kitap çok rezil olmadığı sürece Grisha’dan daha iyi olacaktır.
Yazarın anlatımı etkileyici, kitapta gerçekleşen bir olayı size olduğundan daha etkileyici bir şekilde anlatmayı başarmış. Sizi içine çekmek konusunda başarılı ve ileriki bölümlerde neler olacağını merak ettirme konusunda da iyi. Bana kalırsa ben ilk kitap kadar sevemedim. Aslında dünyayı tanımaya devam ediyoruz ve yazar bize yeni şeyler gösteriyor ama kıyasladığımda bence ilk kitap, hem yaşananlar açısından hem de verdiği etki açısından daha başarılı bir eserdi.
Yine de kitaba beş üzerinden dört puan verdiğime dikkat etmenizi isterim. Yani evet, bence alınıp keyifle okunabilecek bir fantastik eser. Ha, feminist fantastik eser demeli miyiz bilmiyorum. Ana karakterlerin kadın olması ve ‘bana kimse ne yapacağımı söylemez’ cümlesinin sürekli söylenmesi dışında bir feminist tarafı yok. Ki feministlik de bundan ibaret bir şey değil. Güçlü kadın karakterlerin olduğu bir eser diyebiliriz ama feminist fantastik sayılmaz bence.
Üçüncü kitabın ilk kitap kadar iyi olmasını umuyorum. Kitabı okuduğuma pişman değilim ama galiba beklentilerimi daha iyi şekillendirmem gerekiyordu.
Güzel günler dileğiyle. Kendinize iyi bakın.