·182 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Mayıs 2020 15:50 Bizleri çocukluğumuza götüren, oyuncaklardan hareketle tarihin tozlu sayfalarında gezdiren bir kitap. İnsanlık dramları da var içerisinde, güzel anılar da.
İlk kez okuyorum Sunay Akın’ı. Bu kitapla başlamış olmayı hata olarak görüyorum. Zira kitapta diğer eserlerine de atıfta bulunmuş yazar. Bu çok büyük bir eksiklik oluşturmasa da ilk eserinden okumaya başlamak daha doğru olur diye düşünüyorum.
Kurmaca da var gerçeklik de var. Bazı yazıların sonu öyle etkileyici ki. Birinin hayatını anlatıyor mesela, ismini yazının son cümlesinde öğreniyoruz. Bu kadar etkileyici hayata sahip olan kim acaba diye düşünürken tanıdık isimler çıkıyor karşımıza. Bu da şaşkınlığı ikiye katlıyor.
Sivas Katliamı, Hitler, Kızılderililer... Bunların yanında tahta atlar, tahta kılıçlar, topaçlar, bebek evleri... Birbirine o kadar uzak konular aslında o kadar yakın ki Kırdığımız Oyuncaklar’da.
Nazım Hikmet’le ilgili kısımlar, ona olan hayranlığımdan dolayı bende büyük etki yarattı. Diğer şairlerimizin oyuncaklarla ilgili şiirleriyle desteklenerek yazılan düşünceler kitabı severek okumamı sağladı.
Çok yakından tanıdığımız isimleri tanımıyormuşuz aslında. Onların hayatlarındaki eksiklikleri de görebiliyoruz böylece.
Sunay Akın’la tanıştığıma çok memnun oldum; bu kadar geç kaldığım için de çok üzüldüm doğrusu.