1000Kitap Logosu
Sultannn
yorumladı.
Neşe
Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur'u inceledi.
78 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
VURULDUM!
“Bugün 70'lerin başbakanı Nihat Erim'in adını bile duymamış insanların, o dönem hücrelerde yatan Ahmed Arif'in adını, şiirlerini halen yüreklerinde bir bayrak gibi taşıması, edebiyatın zamana direnen gücünün muktedir olanı her zaman yeneceğinin somut kanıtıdır.” Yılmaz Odabaşı Herkes şiir sevmez. Niye sevmez? Çünkü edebiyatın “overdose” kısmıdır da ondan. Aşırı dozda duygu alırsanız bünyeniz kaldırmaz. Hem bulaşıcıdır şiir. Umut, sevda, isyan, hatta yaşama sevinci bulaştırır. Birçoğumuz bu yüzden mesafelidir şiire. Ben bilirim bunu ama onlar itiraf etmezler. Sustuklarımızı bizim yerimize haykırır: “her ömür kendi gençliğinden vurulur” Karanlığa direnir; seni de yanında sürükler: “şiirleri sabahlara gerelim, aydınlık olsun” Olmadık yerde umuda salar insanı: “günlerin çarmıhında seni en güçlü kollarımla sevdim daha çok olsun dedim, her şey daha çok daha çok olsun yaşamak, madem doğduk” İnsan olma onurunu incitmeden ele verir seni: “yırtık bir ağrıyla dolaşıyorum günlerdir günlerdir parasızlık akıyor ceplerimden” En naif biçimde haddini bildirir: “kalabalık, kabarık verirsin kavgalarını; ... akşam, dönerken evine: filen kadarsın...” Aşk demeden aşkın binbir hâlini anlatır: “oysa ölünecek bir şey yokmuş gidince sen yaşanacak bir şey olmadığı kadar” Ve en fiyakalı vedadır giderken. Hoşçakal bile demeden: “bir su yatağı gibi aktım sonra kendime kan bile damlamadı, yürüyüp gittim yüzüme yalancı bir sevinç iliştirdim” Şairler... Adından önce dizeleri gelir aklımıza. “Tek kişilik kalabalıktır aşk.” demiş, dillere destan olmuş. “Yakarım Geceleri” demiş, dudaklara ses olmuş ODABAŞI Farsça olmuş, İngilizce, Almanca, Fransızca, Kürtçe olmuş şiirleri. Olmuş da dilden dile dolaşmış. Öyleyse, hiç okumadan olur mu?
Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur
Okuyacaklarıma Ekle
8
67
Sultannn
Emeğinize, düşüncelerinize sağlık. Birinci paragrafı okuyunca Nazım Hikmet'in ceza evini teftiş eden müfettişe verdiği cevap aklıma geldi. Yazmadan edemeyeceğim. (Pardon kopyalamadan) Cezaevi denetimine adalet bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: - Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir? der. Nazım'i odaya getirirler. müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve: - Demek Nazım sizsiniz, der. Nazım'a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrası, "gidebilirsiniz" der. Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe: - Ömer Hayyam adını duydunuz mu? diye sorar. müfettiş hemen atılır: - kim duymaz Hayyam'i. Nazım: - Hayyam zamanında iran hükümdarı kimdi? diye sorar. müfettiş şaşırır. Nazım konuşmasını sürdürür, görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin adalet bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak, der çıkar.
1
8
Neşe
Çok yerinde bir hatırlatma oldu Sultan Hanım. Gerçekler... Teşekkür ederim.❤️🌸
2