Sadece bir alıntıyla cevap vermek istiyorum inceleme severlere..Bilgi olarak burada dursun..
“Kitaplarını beğenerek okuduğunuz bir edebiyatçının Hitler hayranı olduğunu, ülkesini işgal eden Nazi ordusunu desteklediğini, işgale direnenlere “silah bırakın” diye gazeteye ilan verdiğini, savaştan sonra yargılanırken dahi yaptıklarını savunduğunu, “inançlı” bir faşist olduğunu öğrenseniz ne yapardınız?
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Norveçli yazar Knut Hamsun’dan bahsediyorum. Ben de onun bir faşist olduğunu bilmeden önce kitaplarını beğenerek okuyanlardandım.
Ben, Knut Hamsun’u Hasan İzzetin Dinamo aracılığı ile öğrendim....
.....
Sonra Hamsun’un Hitler hayranı bir faşist olduğunu,
Hitler Norveç’i işgal ettiğinde, faşist işgale direnenlere “silah bırakın, direnmeyin!” dediğini,
Nobel Edebiyat Ödülü’nü Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels’e hediye ettiğini,
Hamsun’un eşi Marie’nin, Almanya’da şehir şehir dolaşarak okuma toplantılarında Hitler propagandası yaptığını öğrendiğimde şaşırmıştım.
Bir edebiyatçı, bir yazar insanlık suçunu açıkça desteklemişse ona okuyucunun vereceği tepki ne olmalıdır?
Aşağıdaki anlatılan öykü, yaşıyorken bir yazara verilecek belki de en güzel tepkilerden birisi değil midir?
Bir sabah, genç bir Norveçli, elindeki Hamsun kitabını yazarın evinin önüne bırakıp sessizce uzaklaşır. Bir süre sonra biri daha kitap bırakır aynı yere. Sonra biri daha, biri daha, biri daha… Oslolular ellerindeki Hamsun kitaplarını yığarlar yazarın kapısının önüne. Ne bir arbede yaşanır, ne de kötü bir laf edilir. Kırgın Norveçliler kitapları sessizce bırakıp dağılırlar. Adeta kendi kitaplarından bir dağ oluşur Hamsun’un bahçesinde. Bu zarif tepki, doksan küsur yaşındaki yazara ömrünün en acı dersini verir. Pişman, mutsuz ve utanç içinde yumar hayata gözlerini…
İsveçli yönetmen Jan Troell’in 1996 yapımı “Hamsun” filmini izlemelisiniz.[4] Film, ihtiyar Hamsun bahçesinde dolaşırken küçük bir kızın “Siz Knut Hamsun musunuz? Annem sizin gibi bir hainin kitabını okumayacağımızı söyledi. Bu nedenle size iade ediyoruz” dediği sahne ile başlar.
Filmde bir Nazi hayranı olarak Hamsun portresi gösterilir.
Hamsun’un Hitler’le buluşması, Nazileri desteklemesini İngilizleri kibirli olmalarına bağlaması, evinde Nazi yöneticilerine verilen davetler, savaş sonrasında yargılanması sırasında hala yaptıklarını savunmasını filmi izlerken göreceksiniz. Aynı zamanda faşizmin köklerinin aslında çok daha derinlerde olduğunu da göreceksiniz.
Hamsun’un hayat hikâyesini öğrendikten sonra Hamsun’un kitaplarını eskisi gibi okumak içimden gelmedi.
“Hamsun” filmini izledikten sonra yanıtını kolayca veremediğim şu soruları sordum kendime:
Hayat öyküsünü, suçlarını bilmediğimiz edebiyatçıların gerçek öyküsünü öğrenince eserlerine karşı tutumumuz ne olmalı?
Okur, tüm yazarların hayat öykülerinin ayrıntılarını öğrenmekle yükümlü müdür?
Öğrenmişse bunu yaymakla, daha çok insanın öğrenmesi konusunda yükümlülüğü var mıdır?
“Eser yaratıldıktan sonra, yazarla ilgisi kalmaz, artık okurundur!” demeli miyiz?
Siz ne dersiniz?”
Ö.Özdemir