·376 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Mayıs 2020 09:44 “Allahuekber dağlarında karlı tipili bellerinden aşırıp öteye düşürmek istediği yüz bin talihsiz Türk ordusunun saflarında, babam Ahmet Çavuş’la ağabeyim Ali de vardı. Bu iki halk çocuğu da Allahuekber dağlarının o korkunç tipileri arasında seksen bini aşkın Türk çocuğuyla bozulup gitti. Henüz beş yaşında bir çocuk olan benim için savaşın anlamı işte buydu. Eve ekmek getiren babamla ağabeyimi bir daha dönmemek üzere alıp giden savaş yılları, bize bol bol açlık ve ölüm getirmişti. Kardeşlerim açlıktan sinek gibi kırıldılar. Annem kahrından ölüp gitti. îşte Savaş ve Açlar romanı, Allahuekber dağlarının tipileri arasında boğulup giden iki Trabzonlu askerin Samsun’da açbiilaç bıraktığı kalabalık çoluk çocuğunun korkunç öyküsüdür.”