Dostlarım değişmemişti. Fırsat düştükçe, benim yanımda buldukları uyum ve güvenliği övüyorlardı hep. Ama ben ancak uyumsuzluklara, içimi dolduran kargaşaya karşı duyarlıydım, kendimi kolayca yaralanır ve herkesçe suçlanır durumda hissediyordum. Türdeşlerim gözümde, alışık olduğum saygılı dinleyiciler olmaktan çıkıyordu. Merkezi olduğum çember kırılıyor ve insanlar mahkemedeki gibi tek bir sıraya diziliyorlardı. Kendimde yargılanacak bir yan olduğunu kavradığım andan başlayarak, onlarda da dayanılmaz bir yargılama eğilimi bulunduğunu anladım. Evet, eskisi gibi yine oradaydılar, ama gülüyorlardı. Ya da daha doğrusu, rastladıklarımdan her biri gizli bir gülümsemeyle bana bakıyor gibi geliyordu. Dahası bu dönemde, ayağıma çelme takıyorlar izlenimine kapıldım. Gerçekten de, herkese açık yerlere girerken iki üç kez tökezledim durup dururken.