·263 syf.····Okunma: 14 Mayıs 2020 21:27 Nöroloji doktoru olan Oliver Sacks‘ in , karşılaştığı 24 vakayı, yaşamı anlattığı, incelediği, başka doktorların vakalarıyla sürekli karşılaştırdığı, makalelerde benzer özelliklerle açıklamaya çalıştığı bu kitabı okurken bir doktor olarak bir çok tıbbi terimin beni yormadığını ancak bu terimlere yabancı olanların biraz sindirerek ve gayet konunun özünden hiç bir kayıp yaşamadan kitabın özüne ulaşabileceğini düşünüyorum..
Yazarın vakaları birbirinden ilginç. Karısını şapka sanan adamın visüel agnozisi ve gördüğü yüzlere karşı tamamen yabancılaşması , inme geçiren bir vakanın vücudunun bir kısmını yok sayması, hatta gece yatağında kendisine ait olmayan bir bacağı yataktan attığı için kendini yerde bulması, ya da 10 sn lik bir hafızası olan birinin tam 1945 ten itibaren bütün herşeyi silmesi ve özellikle oraya kadar giden bir defisitin özellikle neden orada durduğu , zihinsel olarak engelli olan iq seviyesi çok düşük olan genç bir kızın doğayı , kavramları olağanüstü sözel yorumlama yeteneği.. Bütün hikayeler insan beyinin muazzam sarayında kusursuz bir düzenin bir bir parçasının kaybı ya da eklenmesi üzerine karşımıza geliyor. Bazen son 30 yılı siliniyor ve şu an ve bundan sonrası hiçbir şekilde olmayacak şekilde hasar alıyor , bazen de hayatın sadece solunu görüyor sağını reddediyor..
Oliver Sacks bu muhteşem eseri yazarken insan beyninin daha önce ayak basılmamış yerlilerine de sizi götürebiliyor. Kendi tanımladığı vakalar veya semptomları da görebiliyorsunuz eserde..
Oliver Sacks in üzerine basa basa ifade ettiği romantik bilim, sanatın bilimin keşfedilmemiş bahçelerine anahtarsız girişi şüphesiz bu kitapta en çok ilgime çeken nokta oldu.
Bir kaç defa daha bu Kitabı okuyacağımı biliyorum , bu yüzden sizlere de tavsiye etmekte hiç vicdan azabı çekmiyorum.
İyi okumalar