Kitap konusunda bu kadar güzel yazılar okuyunca benim yorum yapmam çok silik ve etkisiz olur kanaatindeyim
yazar okuyucuyu çok güzel bir şekilde kitabın içine çekip dağ köyüne götürüp kendisi ile beraber o köyde yaşattırıyor.
Senelerin 1980 öncesini gösterdiği ve ilgisizlik ve fakirliğin Anadolu'da (Sadece doğu değil bence) hikayesini,yaşanmışlığını okuyoruz
Şimdi hemen eleştiriler başlayabilir sen nerden biliyorsun diye ben Karadeniz'de bir dağ köyünde bir aşı yüzünden abisini kayıp eden (aşıdan sonra ebeler gidince kasabaya yetiştirme imkanı olmamış) ve sarılık yüzünden 20 gün yaşayan ve doktora imkanlar yüzünden gidemeyen kardeşini kayıp eden o ayağında lastiği zor bulan çocuklardan biriydim.
yazar bebeğin defin edilişini anlatırken,
kardeşini toprağa defin ederken olayı anlamaya çalışan çocukluğuma gittim.bunu duygu sömürüsü veya olayı farklı yerlere çekmek için yazmıyorum fakirlik ve yoksulluk Anadolu'nun her tarafında kol geziyordu yazar Hakkariyi anlatmış o zaman Anadolu'da görev yapan Öğretmenlere sorun Gümüşhane diyecek belki,belki Toroslar'da bir yer diyecek ama hikayeler hep aynı olacak
Ben okurken bölgesel değil genel düşündüm ve yazarı tebrik ediyorum kötüsüyle ve iyisiyle bizlere güzel bir ders vermiş geçmişimizden ders çıkarıp geleceğe daha umutla bakmak lazım selam ve muhabbetle