Gönderi

8/10
·241 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2020 18:17
"Çürümek de yaşamaktır, biliyorum, biliyorum, eziyet etmeyin bana ama insan bazen unutuyor." Selam! Samuel Beckett okurken bana en çok eziyet eden yazar olmasına rağmen onu nasıl sevdiğimi anlamış değilim. Her bir cümlesinin bir yere gitmeyeceğini bile bile, varoluş sancılarını bazen Sartre'ın bile önüne geçerek size yaşatması tadını alan birdaha bırakamıyor. Üçleme kitabının tek bir kitapta toplanmış olması beni rahatsız ettiği için yayınevi olarak "Kırmızı Kedi" yi tercih ettim. Çünkü Beckett bu üç kitabın da ayrı kitaplar olduğunu savunmasına rağmen tek kitapta toplayıp sanki birbirinin devamı olduğu gibi kabul etmesi beni rahatsız ediyor. Tamam açıkcası okurken bağlantı var gibi ama yazar öyle demişse öyledir. Yaratıcısı o olduğuna göre bu Üçleme'nin... Ben serinin ilk kitabını çok hızlı ve çok severek okudum ve bugün sadece ilk kitaptan bahsedeceğim. Öyküyü anlatacağım diyeceğim ama kitapta öykü yok. Zaman, mekan, kişiler yavaş yavaş siliniyor. En başta Molloy ile tanışıyoruz. Molloy bir ayağı topal, annesi de anladığım kadarıyla akıl hastası. Evine ulaşmaya çabalayan Molloy bisikletiyle Lousse'nin köpeğini ezer. Ve Lousse onu evinde alıkoyar tıpkı köpeğiymişçesine. Molloy ikinci kitabında"Malone ölüyor " sürekli yaptığı "ana rahmine dönüş" benzetmesinden anlıyoruz ki anne figürü onun için başkaydı. Kitabın orta kısımlarına doğru Molloy kaybolur ve Dedektif Moran diye bir adam oğluyla Molloy'u aramaya çıkar . Kitap boyunca "Molloy'u bulunca ne yapacağız?" diye düşünür açıkcası kitap boyunca hep Molloy'u aradım ben de. Moran, sanki bazen Molloy gibiydi yani hikayenin sonunda özellikle. Kendini arıyordu, kendine yabancılaşmaydı. Zaten en son da kimi aradığını da unuttu ve eve döndü. Her şey önemsizleşti. Hikayenin sonunda artık ne Moran var ne Molloy. Her şey iç
MolloySamuel Beckett · Kırmızıkedi Yayınevi · 2018391 okunma
·
107 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.